Articles by "yapay zeka ve bilim"
yapay zeka ve bilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster


 Nikrik Oksit (NO) içeren burun spreyi Covid-19'u önlediği söyleniyor.Etkinliği ve güvenliği konusunda şüpheler olsa da,ürün onaylanmış durumda.İlaç şirketi Sanotize'nin antiviral burun spreyi Enovid'in Covid-19 enfeksiyonunu önlenmesi amaçlanmış.79 katılımcı ile yapılan randomize (rastgele seçmek),çift kör,plasebokontrollü bir faz 2 çalışmada,anti Covid 19 burun spreyi,burun ve boğazdaki virüs miktarını 24 saat içinde yüzde 95 fazla azalttığı görülmüş.Ayrıca Kanada'da 7000 fazla denekle yapılan çalışmada hiç bir yan etki görülmediği gözlemlenmiş.

Bununla birlikte tıpta,anti Covid-19 burun spreyi ile ilgili kaygılar artmakta.çünkü aktif bileşen nitrik oksit (NO) güçlü bir vazodilatördür (damar genişlemesi).Aslında burun spreyi kullanımı bu nedenle kan basıncında bir genişleme yaratmaktadır.Enovid ise bu sorulara henüz geri dönüş yapmış değil.

NO Burun Spreyi İle İlgili Diğer Çalışmalar

Klinik araştırmalar için veri tabanı kliniktrials.gov'a yapılan bir giriş,Kanada'da aktif bileşen nitrik oksit ile başka bir çalışmanın gerçekleştirildiğini göstermektedir.143 denek,burun durulama ve gargara solüsyonu dahil çeşitli NO içeren maddeler aldı.Veri tabanı ayrıca Kanada'da 50 gönüllünün NO burun spreyinin etkinliği üzerine planlanmış başka bir çalışma ile ilgili bilgi içermektedir.

Etkisi Saf Spekülasyondur

Çeşitli uzmanlar burun spreyinin etkisi konusunda son derece eleştireldirler,çünkü burunda veya boğazda viral bir azalmanın,eğer Enovid burun spreyi ile elde edilirse,aslında enfeksiyonu önleyebileceğine dair hiç bir bilimsel kanıt olmadığı görüşündeler.

Profesör Dr.Claus-Michael Lehr bulaşık deterjanınında laboratuvar testlerinde virüsleri öldürdüğünü,ancak insanlardaki gerçek etkinlikle ilgili bizlere çok az şey söylemektedir görüşünde.Ancak Lehr,SARS-Cov-2'ye karşı NO ile araştırma yaklaşımının ilginç olduğunu düşünüyor.

İsrail Ve Yeni Zelanda'da Onaylandı

Anti-Covid 19 burun spreyinin henüz kanıtlanmamış etkinliğine ve olası yan etkilerine rağmen,İsrail ve Yeni Zelanda geçici satışı için onay aldı.Reuters haber ajansını  bir haberine göre Sanotize'ın ortak şirketi olan Chempharma Solutions,İsrail'de üretime başladı.NO'nun farmakolojik etkinliği nedeniyle Avrupa'da onay alması zor görünüyor.İsrail ve Yeni Zelanda'da Enovid ilaç olarak değil yalnızca tıbbi bir ürün olarak onay almıştır.

Otonom yapay zeka dış iskeleti,yürüme güçlüğü çeken kişilere yardımcı olacak.

Robotik protez,yürüme engelli kişilerin daha hareketli olmasına yardımcı oluyor.Hareket kontrolü,insanların kendileri tarafından değil,yapay zeka algoritmaları tarafından gerçekleştiriliyor.Waterloo Üniversitesi'ndeki (UW) bilim insanları,yürüme güçlüğü çeken kişilerin daha hareketli olmasını sağlamak için ExoNet araştırma projesinde derin öğrenme sistemlerini robotik protezlerle birleştirdi.

Robot protezlerin yapay zekası otonom hareket eder.Kontrol için bir bilgisayar ara yüzü veya implante edilmiş elektrotlar bu nedenle gereksizdir.

"Kontrol etme illa ki insan düşüncesini gerektirmez.Bağımsız olarak hareket eden otonom arabalara benzer şekilde,kendi kendilerine hareket eden otonom dış iskeletler geliştiriyoruz ”diyor Brock Laschowski The Register'a.

Yapay zeka robot protezleri,multipl skleroz,omurilik yaralanmaları ve bağımsız yürümelerini engelleyen diğer hastalıkları olan kişilere yardımcı olmayı amaçlamaktadır.

Kameralar Ve Sensörler

Otonom yapay zeka robot protezinin uzuvlarında,verilerini bilgisayarla görme algoritmalarına ileten bir dizi kamera ve sensör bulunur.Bunlar sırayla dış iskelet sistemini kontrol eder ve çevreyi hesaba katan hareketleri gerçekleştirir.Robot protezde bulunan kişinin yürüme,ayakta durma,oturma veya merdiven çıkma gibi eylemleri kendi başına başlatması gerekmez.Çünkü yapay zeka algoritmaları hareket durumlarını tanır ve ardından bağımsız olarak gerekli eylemi gerçekleştirir.

Hareketlerin Otonom Kontrolü

Derin öğrenme sistemleri,farklı ortamlarda çok çeşitli hareket sekanslarını gösteren birkaç saatlik film materyali ile eğitildi.Yapay zeka dış iskeletinin derin öğrenme süreçleri kullanılarak öğretildiği toplam bir milyon ayrı görüntü çıkarıldı.Eğitim verilerinin yanı sıra kameralar ve sensörlerden gelen verilerden elde edilen bilgilere dayanarak,kontrol sistemi artık otonom bir şekilde,durumu ve ortamı dikkate alarak kullanıcının hangi hareketi gerçekleştirmek istediği sonucuna varıyor.Sistem,ilgili hareket için gerekli olan yapay zeka dış iskeletinin motorlarına komutları bağımsız olarak gerçekleştirir.Bu nedenle insan müdahalesi artık gerekli değildir.

Öldürme anahtarı güvenliği Sağlar

Yapay zeka dış iskeletinin geliştirilmesi şu anda erken bir aşamadadır.Laschowski'ye göre bilim adamları şu anda öncelikle, örneğin robotik protezin merdiven çıkma modu kullanmak yerine yürüme modunda kalması durumunda oluşabilecek hataları önlemekle ilgileniyorlar."Güvenliği sağlamak için,bizimki gibi sistemlerde otomatik kontroller devre dışı bırakmak için kullanılabilen insan kontrollü geçersiz kılma düğmeleri vardır.Ek olarak, insanlar üzerinde test etmeden önce kontrollerimiz üzerinde kapsamlı simülasyon tabanlı testler gerçekleştiriyoruz”diye açıklıyor John McPhee.Geliştiricilere göre, klinik çalışmalar yapılmadan önce, çevre tanıma sisteminin gerçek zamanlı olarak neredeyse hatasız bir ortam sınıflandırmasının mümkün olacağı ölçüde iyileştirilmesi gerekiyor.

 

Yakında kullanıma sunulacak bir tarayıcı eklentisi,sahte çevrimiçi mağazaları otomatik olarak tespit edecek.Bunu yapamakiçin yapay zeka,21000 faktörü analiz ediyor.İnternette alıcıların mal almadığı ve paralarını kaybettiği çok sayıda dolandırıcı çevrimiçi mağaza var.Avusturya platformu Wathclist İnternet'e göre,bildirilen 16500 İnternet dolandırıcılığı vakasından 3182'si 2020'de sahte mağazalarda gerçekleşti.Almanya'da sahte dükkanlar yıllardır devam eden bir sorun.Avusturya uygulamalı telekomünikasyon enstitüsünden (ÖIAT) bir ekip,Avusturya teknoloji enstitüsü (AIT) ve KOBİ araştırma ağı Avusturya kooperatif araştırma (ACR) ile işbirliği içinde,alıcıları sahtekarlık konusunda otomatik olarak uyaran bir yapay zeka geliştirdi.Geliştirme Kiras güvenlik araştırma programının bir parçası olarak araştırma geliştirme şirketi FFG tarafından finanse edildi.

Sahte Dükkanları Otomatik Olarak Tespit Edin 

Kullanıcılar genellikle tek ödeme yöntemi olarak garip alan adları,az sayıda inceleme,düşük fiyatlar ve ön ödeme gibi özelliklere dayalı olarak sahte çevrimiçi mağazaları tanımlayabilmektedir.Ancak,profesyonel sahte dükkanlarda bu her zaman mümkün olmayabiliyor.Bu nedenle geliştiriciler,kod,dil ve sayfa yapısı dahil olmak üzere sahte bir mağazanın göstergesi olan 21000'den fazla faktör belirledi.Yapay zeka bu faktörleri otomatik olarak analiz edecek.

Proje yöneticisi Louise Beltzung,"Dışarıdan gördüğümüz sahte dükkanların benzerliklerinin makine tarafından da fark edilip edilemeyeceğini kendimize sorduk" diye açıklıyor.

Veritabanı Olarak 7700 Hileli Çevrimiçi Mağaza 

Bir veritabanı olarak ÖIAT,benzerlikleri belirlemek için yapay zekanın analiz ettiği 7700 sahte mağazanın bir listesini derledi.Yazılım artık eğitim verilerine dayanarak bilinmeyen bir sayfaya girildiğinde gerçek zamanlı olarak sahte dükkanların tipik özelliklerini inceleyen bir analiz gerçekleştiriyor."Kalite güvencesi,yapay zeka çözümlerinde en büyük zorluklardan biri olarak göze çarpıyor.Bu her şeyden önce veri tabanı için geçerli" diye açıklıyor Beltzung.Zaten mükemmel sonuçlara rağmen,araştırmacılar belirsiz durumlarda nihai kararı yazılıma bırakmak istemiyorlarYapay zeka tamamen emin değilse kullanıcıya iddia edilen sahte dükkanı kendi başına incelemek için kullanabileceği bir kılavuz gösterecek.

Fake Shop Detector,bir kaç hafta içinde ücretsiz bir tarayıcı eklentisi şeklinde satışa sunulacak.


13.312 güneş paneli

Yüzer güneş enerjisi santrali Singapur'a elektrik sağlıyor.

Singapur'da 5 megavat çıkışlı yüzer güneş enerjisi tamamlandı.Denizdeki konumu,karadaki güneş enerjisi santrallerine göre çeşitli avantajlar sunmaktadır.

Singapur,elektriğinin bir kısmını,Güneydoğu Asya şehir devleti ile Malezya arasındaki Johor Boğazı'nda yakın zamanda tamamlanan yüzen bir güneş enerjisinden alacak.Sunseap tarafından inşa edilen güneş enerjisi santrali,dünyanın en büyük yüzer sistemlerinden biridir.Yaklaşık 30.000 yüzer gövde,13.312 güneş paneli,40 invertör,22 kilovolt trafo ve kontrol sistemi taşıyor.Bir denizaltı kablosu elektriği Singapur'a iletiyor.Ayrıca Sunseap,bir seyir noktası ve ziyaretçi merkezi olarak tesise klimalı bir güverte entegre etti.

5 Megavat Güç

Santralin tepe çıkışı 5 megavat civarındadır.Enerji tedarikçisi Sunseap'e göre,yüzen güneş enerjisi parkı yılda 6 milyon kilovat saatin üzerinde üretim yapacak.Kömürle çalışan bir elektrik santralindeki elektrik üretimiyle karşılaştırıldığında,bu yılda 4.200 tondan fazla CO2 tasarrufu sağlıyor.Karmaşık bir ankraj sistemi,zorlu hava koşullarında bile sistemin zarar görmemesi için dengeli bir konum sağlamaktadır.Ek olarak,ankraj sistemi,sistemin nakliye için tasarlanan Johor Boğazı bölgesine sürüklenmemesini sağlamaktadır.

Karada Olduğundan Daha Yüksek Performans

Okyanus,rezervuarlar,göller vb. gibi açık deniz alanlarında,kara fakiri ve yoğun nüfuslu şehirler için güneş enerjisinden yararlanmaları için heyecan verici fırsatlar sunduğuna inandığımız için,Sunseap için önemli bir kilometre taşıdır."Güneş alan ve vandalizm veya hırsızlık riski düşük yerlerde Sunseap olarak,bu projeyi tamamlayarak yüzer açık deniz PV sistemlerindeki deneyimimizi ve uzmanlığımızı geliştirdiğimize ve müşterilerimize güneş enerjisi için bu yeni sınırın kilidini açmalarına yardımcı olmak için iyi bir konuma geldiğimize inanıyoruz, "diye açıklıyor Sunseap -Chef Frank Phuan.Bu arada,Singapur Ulusal Su İdaresi,Tengeh Rezervuarı'nda başka bir yüzen güneş enerjisi parkı inşa edildiğini duyurdu.Renewable Energy Magazine tarafından hazırlanan bir rapora göre,su arıtma sistemlerine güç sağlamak için 60 megawatt'lık maksimum çıktı kullanılacak.

Almanya'da da elektrik üretimini denize kaydırmanın yolları üzerine araştırmalar yapılıyor.Ancak, daha düşük güneş radyasyonu nedeniyle,yüzen rüzgar türbini Nezzy2 gibi rüzgar santralleri burada daha revaçta. 


Mars'taki ilk drone uçuşu birkaç gün içinde başlayacak.

Mini helikopter Ingenuity,birkaç gün içinde başka bir gezegende ilk kontrollü uçuş için kalkacak.Mars gezgini Perseverance,gemide Mars helikopteri Ingenuity ile 18 Şubat 2021'de kızıl gezegene inmişti.NASA, mini helikopterin ilk kontrollü uçuş denemesinin en erken 8 Nisan 2021'de başlayacağını duyurdu.

"Bu ilk uçuş çok özel olacak,yapacağımız açık ara en önemli uçuş diyebiliriz.NASA mühendisi Håvard Grip,helikopterin havalanması,yaklaşık üç metre yüksekliğe çıkması ve sonra tekrar aşağı inmesi gerektiğini belirtti"

Mars Helikopterinden Olumlu Durum Raporu

Mars gezgini Perseverance inişinden kısa bir süre sonra,sadece 1,8 kilogram ağırlığındaki mini helikopter,dünyadaki NASA kontrol merkezine pozitif bir durum raporu gönderdi.İngeniuty iniş esnasında zarar görmeden hayatta kalmış gibi görünüyor.

Kalkış Alanına Hareket

Mars gezgini şu anda Jezero kraterinde mini helikopterin planlanan fırlatma yerine doğru hareket halinde.Perseverance, İngeniuty'i kalkış alanına,özellikle düz bir araziye yerleştirecek.Bu işlemin yaklaşık altı gün sürmesi bekleniyor.Mini helikopter kalkış yapmadan önce,lityum iyon pilleri entegre güneş pilleri aracılığıyla şarj edilecek.NASA'ya göre,drone inişten sonraki ilk test aşaması 31 gün sürmelidir.

Mars'ta Zor Koşullar

İlk test uçuşu sırasında Ingenuity mini helikopterinin sadece 30 saniye boyunca yerden yaklaşık üç metre yüksekte durması bekleniyor.NASA'daki proje mühendisleri,Dünya'daki vakum odalarında toplanan deneyimlerin Mars'a aktarılıp aktarılamayacağını kontrol etmek istiyor.Dünya ile karşılaştırıldığında,Ingenuity,Mars'taki ZOR koşullara dayanmak zorundadır.Geceleri eksi 90 santigrat dereceye kadar olan düşük sıcaklıklar drone için özellikle sorun olabilir.

Mars'taki önemli ölçüde daha düşük yerçekimine yüzünden,rotor kanatlarının dakikada 3.000 devirde çalışması gerekiyor.Dünya'daki benzer bir helikopterden yaklaşık on kat daha hızlı dönmesi gerekiyor.

Cansız nesnelere hayat vererek onları zeki varlıklar haline getirmek fikri ilk bakışta ne kadar ütopik gelse de,yapay zeka çalışmaların bu yönde her geçen gün aşama kaydettiğini görüyoruz.Yapay zeka fikri ilk defa 1956 yılında Dartmouth College'deki  bir konferansta dile getirildi.Yapay zeka alanında yaptığı çalışmalarla adından söz ettiren Marvin Minsky ve toplantıya katılanlar yapay zekanın gelişimiyle ilgili çarpıcı iddialarda bulundular.Ancak asıl büyük ilerlemeler 1990 yılında başladı.1997 yılında İBM bir bilgisayar programı geliştirerek (Deep Blue) satranç dahisi Garri Kasparov'u satranç tahtasında yenmeyi başardı.Daha sonra yine İBM 2007 yılında Watson adlı,soru cevap şeklinde ilerleyen bir bilgisayar geliştirdi.Günümüzde ise yapay zeka çalışmaları adeta seviye atladı.Acaba önümüzde ki yıllarda yapay zeka çok tehlikeli boyutlara ulaşma ihtimali olamaz mı? Bununla ilgili korkutucu senaryolar üretilmeye başlandı bile.İşte bu korkutucu senaryolardan bazılarının listesi.

Yapay Zeka İle İlgili Korkutucu Senaryolar

1.Devlet Kontrolünün Yapay Zekaya Devredilmesi

Devlet başkanının yapay zeka olduğunu düşünelim.Devlet adına kararlar alıyor ve uygulanmasını sağlıyor.Bu size bir hayli ütopik gelebilir ama bu konuyla ilgili teoriler mevcut.Kolluk kuvvetleri insani duygulardan arındırılmış ve insanlık adına karar verme düşüncesi gerçekten korkutucu.Tutuklama yetkisi,yargılama yetkisi ve ölüm cezasına varan kararlar alma durumu.

2.Kişiye Özel Virüsler

Kötü niyetli kişiler nano teknoloji sahibi özel üretim robotlar sayesinde,yüz tanıma sistemiyle beraber kişiye özel virüs gönderebilir.Yüz tanıma sistemi sayesinde faili meçhul cinayetler işlenebilir.

3.Manipülasyon İle Beraber Kaos Ortamı Yaratma

Bunun aslında küçük bir versiyonu zaten mevcut sahte ses ve görüntülerle üretilen videolar toplumlar üzerinde yaratılan manipülasyonlarla toplumsal kargaşa ortamı yaratma.Yapay zekanın bir kaç dakikalık izlediği video veya ses kaydı ile beraber ses ve davranışları taklit etmesi.Bu örneğin siyasi manipülasyon için kullanılabilir.

4.Kendi Kararını Veren Yapay Zeka

En ürkütücü senaryo sanırım bu olsa gerek.Ölümcül bir hastalığı önlemek adına eğitimi olan bir yapay zeka kendi iradesini kullanarak hastaları öldürebilir,günün sonunda sorunu kökten çözdüğü sonucuna ulaşabilir.Ya da bir düşman hedefini yok etme görevi verilen yapay zeka bölgede bulunan tüm toplumu ortadan kaldırma iradesine ve kararını verebilir.İklim değişikliğine sebep olan insanları ortadan kaldırma kararını alabilir.


Profesyonel futbolda,iç saha avantajı seyircisiz oyunda da mevcut olduğu ortaya çıktı.

Profesyonel futbolda ev sahibi takımın sözde ev sahibi avantajı nedeniyle deplasman takımına göre daha sık kazandığı deneysel olarak kanıtlanmış bir olgudur.Avrupa liglerinde ev sahibi galibiyet, beraberlik ve deplasman galibiyet oranı yaklaşık 50:25:25, Bundesliga'da ise 47:25:28.Bu,100 maçtan 47'sinin ev sahibi takım tarafından kazanıldığı,100 maçtan 25'inin berabere kaldığı ve 100 maçtan sadece 28'inin deplasman takımı tarafından kazanıldığı anlamına geliyor.Bunun nedenleri genellikle ev sahibi takımın daha hücum oyunU tarzı ve seyircilerin oyuncular üzerindeki motive edici etkisidir.Ancak korona salgınının başlangıcından bu yana,çoğu profesyonel maç hayalet maça döndü. 

Alman Spor Üniversitesi Köln (DSHS) ve Paderborn Üniversitesi'nden bilim adamları,stadyumda seyirci olmasa bile iç saha avantajının var olup olmadığını incelediler.

40 000 Maç Analiz Edildi

Araştırmacılar bu amaçla,altı Avrupa ülkesinden on ligde,on sezonun tüm maçlarını analiz ettiler.Bu, salgın öncesinde ve sırasında oynanan 40.000'den fazla oyundu.Bu en önemli Avrupa futbol liglerinde, seyircisiz yaklaşık 1.000 profesyonel maçı içermektedir.Çalışma aynı zamanda futbol taraftarlarının seyircili ve seyircisiz oyunlarda,iç saha avantajı içiN değerlendirileceğİ,bahis oranlarını da içeriyordu. Köln Üniversitesinden Fabian Wunderlich "Çok sayıda araştırmadan biliyoruz ki bahis piyasası nadiren yanılır ve bahis oranlarının da gerçek sonuçlarınIn aksine rastgele etkilere daha az duyarlı olmaları gibi bir avantajı vardır".

Hayalet Maçlarda Bile Ev Sahibi Avantajı

Sonuçlar,kaleye atılan şutlar,sarı ve kırmızı kartlar gibi oyunla ilgili parametreler seyirci olmadan aynı seviyede olsa da,bunun Covid-19 öncesi maçlar ile seyircilerle yapılan doğrudan karşılaştırmada gerçek iç saha avantajı ile sınırlı olduğunu göstermektedir."Bu,pandemik etkilerdeki hayalet maçlar ”, diye açıklanıyor Paderborn Üniversitesi'nden Profesör Memmert. Bu nedenle çalışma,her iki takımın da benzer şekilde saldırgan olmasına rağmen,ev sahibi avantajının hayalet oyunlarında da var olduğunu gösteriyor.

6000 Amatör Maç

İç saha avantajının sadece profesyonellerde değil,aynı zamanda amatör maçlar arasında da var olduğunu kanıtlamak için,bilim adamları Bölge A Ligi'nden yaklaşık 6.000 maçı analiz ettiler.Korona salgınından önce nadiren taraftarı olan maçlar.Ayrıca profesyonel futbolda iç saha avantajının bir parçası olan rakip takımın uzun yolculuğu da ortadan kalktığı maçlar.Bununla birlikte,amatör sahada bile,ev sahibi takım hayalet maçlarda veya az seyircili oyunlarda önemli ölçüde daha sık kazanıyor.

Bu da iç saha avantajının sadece taraftarların sosyal desteği ile açıklanamayacağını gösteriyor.Bu nedenle bilim insanları,tanıdık çevrede bölgesel davranış gibi,diğer faktörlerin ev sahibi takımın avantajına olduğu sonucuna varmışlardır. 

Yeni bulunan fosiller, insanın atalarının yeryüzündeki son dinozorlarla bir arada yaşadığını gösteriyor.

Memelilerin ilk arketip biçimleri,dinozorlar zamanında yaklaşık 100 milyon yıl önce ortaya çıktı. Bir memeli olan ilk primatların ne zaman insanlara,maymuna ya da lemurlara evrildiği henüz net bir cevap bulamadı.Moleküler genetik araştırmalarna göre,primatlar dinozorlar zamanında da oluşmuş olabilir, ancak bu memeliler grubunun en eski fosilleri sadece 47-55 milyon yaşındadır.Washington Üniversitesi'ndeki bilim adamları tarafından yapılan bir keşif,insanın erken atalarının evrimi hakkında yeni ipuçları sağlıyor.Royal Society Open Science dergisindeki yayınlarına göre, Gregory Wilson Mantilla liderliğindeki paleontologlar ekibi, ABD'nin Montana eyaletindeki kazılar sırasında  fosil primat dişleri keşfetti.

Erken Primatların En Eski Grubu

Purgatorius,erken primatların en eski ve en orijinal grubudur.Bulunan dişler, ilkel memelilerin hem böcek hem de bitki ile beslendiklerini ve ormanda yaşadıklarına dair kanıt sağlıyor.


Kitlesel Yok Oluştan 105.000 ila 139.000 Yıl Sonra

Fosillerin tarihlendirilmesine göre, primatlar yaklaşık 65.9 milyon yıl önce,dinozorların toplu yok oluşundan sadece 105.000 ila 139.000 yıl sonra purgatorius  janisae (ilk primat),primatların bilim tarafından bilinen en eski temsilcileridir.

New York Şehir Üniversitesi'nden Stephen Chester: "Bu keşif, fosil tarihindeki ilk primatların en eski tarihli oluşumunu temsil ediyor."

Gregory Wilson: “Onlar, kitlesel yok oluşun ardından felaket sonrası yeni dünyaya yayılan ilk memeliler arasındaydı. Bu, ilk primatların dinozorların ölümünden sonra kendilerini rakiplerinden nasıl ayırdıklarına dair anlayışımızı genişletiyor. "

Orijinal Primatların Kökeni

Kitlesel yok oluşun hemen ardından en az iki Purgatorius (ilk primat) türünün varlığı, türlerin ayrılmasından çok daha geride olması gerektiğini göstermektedir.Paleontologlar,olası köken olarak, geç Kretase döneminden(tarihte tebeşir dönemi olarak bilinir,kayaçlarda bolca tebeşir bulunmasından dolayı) yani dinozorların kitlesel yok oluşundan önceki bir zaman olduğundan şüpheleniyorlar. Bu nedenle,insan atalarının son dinozorlarla birlikte zaten yeryüzünde yaşamış olması mümkün gözüküyor.

Gregory Wilson: “Paleontologlar, primatların Kretase kökenli bir kökeni hakkında uzun süredir spekülasyon yapıyorlar. Verilerimiz artık primatların ve plasentaların köklerinin geç Kretase dönemine kadar uzandığına dair daha güçlü kanıtlar sağlıyor. "

Güney Kore füzyon enerjisi enstitüsünden bilim insanları,bir füzyon reaktörünü çalıştırmada dünya rekoronu iki katından fazla artırdı.İyon plazması 100 milyon santigrat derecenin üzerinde bir sıcaklığa ulaştı.

Güneşin devasa gücü,yeryüzüne 150 milyon kilometrelik mesafesine rağmen net bir şekilde hissedilebiliyor.Güneşin ateşi yıldızın içindeki nükleer füzyonla beslenir.Bu süreçte yerçekimi hidrojeni 15 milyon santigrat derece sıcaklıkta eriterek hidrojene dönüştürür.Geleceğin enerji ilkesi,nükleer füzyon reaktörlerinde emisyonsuz elektrik üretmek için yeryüzünde de kullanılacaktır.Şimdiye kadar bilim sadece deneysel reaktörlerde bu tür yapay güneşler yaratabildi.Nükleer füzyon reaktörlerinin endüstriyel enerji üretimi için ne zaman kullanılıp kullanılamayacağı hala belirsiz.

Güney Kore'den Yeni Dünya Rekoru

Güney Kore füzyon enerjisi enstitüsü tarafından yayınlanan bir habere göre,KSTAR'da yeni bir dünya rekoru kırıldı.Füzyon reaktörünün iyon plazması 20 saniye boyunca 100 milyon santigrat derecenin üzerinde bir sıcaklığa ulaştı.2019 yılında bir önceki dünya rekoru da,Daejon kentinde inşa edilen ve sekiz saniye olan füzyon reaktörü ile elde edilmişti.

KSTAR'daki bilim insanlarının uzun vadeli hedefi 2025 yılına kadar füzyon reaktörünün 100 milyon derecenin üzerindeki bir iyon sıcaklığında beş dakika boyunca sürekli çalışmayı mümkün kılmak olacak.

Füzyon Reaktörleri Hidrojen İzotopları,Döteryum Ve Trityum Kullanır

Hidrojen izotopları döteryum ve trityumun itici çekirdeklerinin bir araya getirmek için füzyon reaktörlerinde çok yüksek sıcaklıklar gereklidir.Bu plazma durumunda iyonlar ve elektronlar ayrılabilir ve bu da elektrik yüklü bir gaz oluşumuna yol açar.Bu şekilde üretilen ısı,elektrik üretmek için jeneratörleri çalıştıran geleneksel bir nükleer enerji santralinde olduğu gibi buhar tirbünlerini çalıştırmak için kullanılacak.

 

Uzay enkazları,uzay yolculuğunda büyüyen bir sorun haline geliyor.Japon bilim insanları bu nedenle hiç bir kalıntı bırakmaması adına ahşap uydular geliştirme peşindeler.

Uzay yolculuğu tarihinde,insanlık uzaya 5500'den fazla roket fırlattı.Yanan roketleri devre dışı bırakılmış uydular ve uzay enkazları,yeni görevler için artan bir tehlike haline geliyor,çünkü bunlar,adeta serseri mermiler gibi Dünya'nın yörüngesinde dönüyorlar.Astronomi şu anda bir kaç ton ağırlığa sahip yaklaşık 23 000 parça uzay enkazına ev sahipliği yapıyor.

ESA uzay güvenliği programı başkanı Holger Krag: Nerede olduklarını bildiğimiz yaklaşık 23 000 nesne var.Bunlar on santimetre ve daha büyük boyuttaki nesnelerdir.Bununla birlikte çok daha küçük olanlar var.Neredeyse bir santimetreden küçük bir milyon enkaz olduğu düşünülüyor.On santimetrelik bir parçanın bile bir uydu veya uluslararası uzay istasyonu (ISS) ile çarpışması bile feci hasara neden olabilir.

Holger Krag:Uluslararası uzay istasyonu ISS'nin yılda bir kaç kez kaçmak için manevralar yapması gerekiyor.Bir santimetre boyutunda ve saatte 40 000 kilometre hıza sahip bir parça,yakın çevrede patlayan bir el bombasıyla aynı etkiye sahip.Bu nedenle ClearSpace-1 şirketi ile  kısa süre önce uzaydaki kalıntıları temizlemek için bir proje başlattık.2027'ye kadar 12 000 uydunun Dünya yörüngesine konulacağı Starlink projesi göz önüne alındığında,enkaz ve diğer çöplerden uzay boşluğunu temizleme şansı oldukça zayıf.


Alternatif Olarak Ahşap Uydular

Kyoto üniversitesinde bilim insanları ve eski astronot,mühendis Takao Doi'nin ağaç işleme şirketi Sumitomo Forestry,uzaydaki enkazdan kaçınmak için şimdi farklı bir yaklaşım sundular.Doi Bbc'ye 2023 yılına kadar ahşap bir uydu yapılması gerektiğini söyledi.Metalden yapılmış uyduların aksine ahşaptan yapılan uydular,yeryüzü atmosferine yeniden girdiklerinde hemen hemen hiç bir kalıntı bırakmadan yanmalı ve herhangi bir tehlikeli madde salmamalıdır.

Takao Doi:Uyduların Dünya atmosferine yeniden girdiklerinde yanarak yıllarca orada kalan küçük alüminyum parçaçıklarını serbest bırakmaları konusunda çok endişeliyiz.Bu sonuçta dünyadaki çevreyi de etkileyecek.Projeyi gerçekleştirmek için bilim insanları şu anda güçlü Güneş ışığına ve yüksek sıcaklıklara meydan okuyan odun hamurları üzerinde çalışıyorlar.Doi'ye göre,bunun için kullandıkları ağaç türleri hala bir araştırma sırrı.

Kendi kendine öğrenen bir yapay zeka,Çin'in Chang 1 ve 2 ay görevlerinden alınan görüntülere dayanarak önceden bilinmeyen 109.000 ay kraterini belirledi.

Ay'da atmosferin olmaması,küçük meteorların bile Ay regolitinde net çarpma kraterleri bırakmasını sağlar. Rüzgar,su,erozyon ve bitki örtüsünün olmaması nedeniyle bu kraterler milyarlarca yıl dayanacaktır.Astronomi için,ayın çarpma kraterleri,bu nedenle, güneş sistemimizin tarihinin geri kalanı hakkında sonuçların çıkarılmasına da izin veren önemli bilgilerdir. Araştırmanın,ayın kraterleri hakkında olabildiğince kesin bir genel bakışa sahip olması önemlidir.Şimdiye kadar, Uluslararası Astronomi Birliği (IAU), 1919'dan beri 9,137 ay krateri ile Ay'daki tüm kraterlerin yalnızca bir kısmını kaydedebildi.

Buradaki temel sorun,çok farklı şekil ve boyutların ve çok sayıdaki kraterlerin, ay yüzeyinin fotoğraflarının otomatik analizini zorlaştırmasıdır.Bu nedenle,ay kraterlerinin tam bir haritası henüz mevcut değil.

Chang 1 ve 2 Resimleriyle Eğitilmiş Yapay Zeka

Changchun'daki Jilin Üniversitesi'nden Chen Yang ile birlikte çalışan bilim adamları,Çin'in Chang 1 ve Chang 2 tarafından çekilen görüntülerde otomatik ay kraterlerini tanıyabilen yapay ağ geliştirdiler.Nature Communications dergisinde yayınlanan makaleye göre yapay zeka,daha önce bilinen ay kraterlerinin işaretlendiği farklı çözünürlüklerde 5.600 görüntü ile eğitildi.Alanların arazi modelleri de öğrenme verileri olarak yapay zekaya sunuldu. 

117.200 krater tespit edildi

Görüntülere dayanarak,boyut olarak 0,9 ila 5,323 kilometre arasında 117.200 krater tanıdı.Bunlardan 109.000 Ay krateri daha önce herhangi bir haritada mevcut değildi.

Yang: “Bu, daha önce tanımlanandan neredeyse 15 kat daha fazla krater demek.Yüzde 88,14'ünün çapı on kilometreden az. 

Mevcut veri tabanlarıyla yapılan bir karşılaştırma,yapay zekanın sonuçları ile daha önce insanlar tarafından haritalanan ay kraterleri arasında yüksek derecede bir uyum olduğunu gösterdi.Bir ila 20 kilometre arasındaki kraterler için yapay zeka,kraterleri tespit etmek için gökbilimcilerden önemli ölçüde "daha iyi görüşe" sahiptir. Bir başka analiz de,uyarlanabilir algoritmanın tipik özelliklerine göre yaklaşık 19.000 büyük kraterlerin yaşını doğru bir şekilde değerlendirebildiğini gösterdi.

Mars, Mercür ve Diğer Gezegenlerde kullanılabilir.

Bilim adamlarına göre şimdiye kadar ki sonuçlar,sistemin özellikle ekvator ve merkezi alanlarda kapsamlı bir ay haritası oluşturmaya uygun olduğunu gösteriyor.Prensip olarak,teknoloji diğer gezegenlerin haritasını çıkarmak için de kullanılabilir.Yang: "Prensip ayrıca güneş sistemindeki Mars, Merkür, Venüs, Vesta veya Ceres gibi diğer gök cisimlerine de uyarlanabilir ve verilerden manuel analiz yöntemlerinden daha fazla anlamsal bilgi çıkarabilir."

Google,Çocuk İstismarına Karşı  Yapay Zeka Geliştirdi.

İnternet devi Google,gelecekte çocuk istismarı olan görsel materyalleri tanımlamayı daha kolay ve verimli hale getirecek bir yazılım geliştirdi.Yapay Zeka destekli programın diğer büyük ve küçük platformlar tarafından ücretsiz olarak kullanılmasına da izin verilecek.

Google, yapay zeka ağına dayanan ve internette çocuk istismarına ilişkin görsel materyalin yıldırım hızında bulunmasına yardımcı olmayı amaçlayan yeni bir program geliştirdi.Bununla birlikte,yeni Google yazılımının esas avantajı,şüpheli bir resmin veya videonun önceden bildirilmesine gerek olmamasıdır.Program, gelen görüntüleri yüksek düzeyde doğrulukla tanıyor ve bunları öncelikle gruplarına ayırıyor. Daha sonra Google tarafından işaretlenen resimler ve videolar daha sonra görüntülenmeleri için insanlara sunuluyor.İlk testler,yazılım sayesinde,daha önce olduğundan yüzde 700 daha fazla şüpheli dosyayı kontrol etmenin mümkün olduğunu gösterdi.

Fotoğrafların Ve Videoların Dijital Parmak İzi PhtoDNA

Şimdiye kadar,çocuk istismarına ilişkin resim veya videoların diğer kullanıcılar tarafından bildirilmesi gerekiyordu.Bunlar daha sonra moderatörler tarafından kontrol edilirdi.Bu tür bir görüntü malzemesi uygun şekilde işaretlendikten sonra,PhotoDNA sayesinde bir yere tekrar yüklendiğinde dijital parmak izi kullanılarak tanınabileceği bir veritabanında son buluyordu.Bugüne kadar PhotoDNA,çocuk istismarı görüntüleriyle mücadelede en etkili yöntemi.Yazılım Facebook,Twitter,Google ve Microsoft tarafından da kullanılacaktır.

Veri Görüntüleme Kolay İş Değil

Bildirilen görüntü materyalinin görüntülenmesi sadece çok zaman alıcı olmakla kalmıyor,çalışanlar aynı zamanda büyük bir psikolojik strese maruz kalıyor. Yeni yazılımın,moderatörleri ve yetkilileri işlerinde rahatlatması bekleniyor.Yeni yazılım sayesinde karşılık gelen resim malzemesi çok daha hızlı tanınabildiğinden,Google'ın yeni tarayıcısı,uzun vadede karşılık gelen dosyaların dağıtımının yalnızca karanlık ağda gerçekleşmesini sağlayabilir.Bugün Darknet'te işlenen tüm verilerin yaklaşık yüzde 80'inin çocuk istismarı ile ilgili olduğu tahmin ediliyor.Darknet geleneksel İnternetten farklı çalıştığı için,ilgili içeriği orada bulup sonra silmek çok daha zor olmaktadır. 

 

Yapay zeka, robotik kateterleri otonom olarak kalbe taşıyor.

Bilim adamları,dokunsal sensörler ve bir mini kamera kullanarak kalpte otonom olarak hareket eden bir robotik kateteri başarıyla test ettiler.Domuzlarla yapılan hayvan deneylerinde, 90 işlemden 89'u başarılı oldu.Boston Çocuk Hastanesi'ndeki bilim adamları,kan damarları ve kalpte bağımsız olarak hareket eden bir kateter geliştirdiler.Kalbe ulaştığında,robotik kateter bağımsız olarak daha önce doktorlar tarafından tanımlanan hedefi arar.Bu amaçla kateterin ucunda,dokunsal sensörler ve bir mini kamera bulunmaktadır.Çoğunlukla kalp atışını hissederek hareket eden sensör teknolojisi, kendi kendine öğrenme algoritmaları tarafından kontrol ediliyor.Hedefe hareket sırasında,kateterin ucu,dokunsal sensör yardımıyla düzenli olarak damar duvarlarına dokunur.Bu şekilde elde edilen veriler, taranan dokuya göre robotun şu anda nerede olduğunu tanıyan bir yapay zeka tarafından değerlendiriliyor.Kalpteki hedefe ulaşılana kadar bir sonraki hareket bu bilgi sayesinde hesaplanıyor.Yaralanmaları önüne geçmek adına,kateter ucunda ayrıca uygulanan basınç miktarını düzenleyen ve böylece damar duvarlarının delinmesini önleyen basınç sensörleri vardır.Ayrıca mevcut olan kamera sayesinde,operasyon sırasında normalde aktif olmaları gerekmese de doktorların yapılan işlemi izlemesine de olanak tanır.

Domuz'da Uygulanan Operasyon

Science Robotics'te yayınlanan araştırmaya göre,cerrahi robotla yapılan ilk hayvan deneyleri çok başarılıydı.Bunun için kalpleri insan organına çok benzeyen domuzlar kullanılmıştır.Testler sırasında,kateterin, kalbin tepesinden otonom bir şekilde sol ventrikül içinden kusurlu aort kapağına gitmesi ve oraya yapay bir kalp kapağı yerleştirmesi gerekiyordu.öyle bir operasyon seçilmesinin sebebi,insanda kusurlu aort kapağı sorunu yaygın olması nedeniyle seçilmiştir. Cerrahlar robotun sonuçlarını karşılaştırabilmek için aynı işlemleri tamamen manuel olarak ve joystick ile dışarıdan kontrol edilen kateter ile gerçekleştirdi.

90 İşlemden 89'u Başarılı

Robotik kateterin sonuçları büyük potansiyel göstermektedir. 90 ameliyattan 89'u başarıyla tamamlandı ve kateterini bir joystick ile kalp içinde dolaştıran cerrahlardan bile daha hızlıydı.Sadece operasyonu tamamen manuel olarak yapan cerrahlar çok daha hızlıydı. Harvard Tıp Fakültesi profesörü olan cerrah Pierre Dupont,deneylerin sonuçlarının "robotun kanla dolu, atan bir kalpte hareket ettiğini ve sadece milimetre daha küçük bir hücreye ulaşması gerektiğini düşündüğünüzde oldukça etkileyici olduğunu" açıklıyor.Çalışmayı yapan Bilim adamlarına göre "duvarı takip eden bu otonom navigasyon",diğer "minimal ölçekteki mğdahelerde,örneğin kan damarlarında, solunum yollarında,sindirim sisteminde veya beyinde" de kullanılabilir. Yapay zeka ürünü robotik kateter,uçaktaki otopilota benzer şekilde rutin görevleri otomatikleştirmeye yardımcı olmakta,böylece kişi müdahalenin gerçekten zor bölümleri için yeterli enerjiye sahip olacaktır.


 

Bugünlerde Augsburg Üniversitesi hastahanesinde test edilmekte olan bir uygulama,Covid-19 enfeksiyonlarını yüksek doğrulukla tespit ediyor.

Augsburg Üniversitesinden Björn Schuller liderliğindeki bir ekip,Mart 2020'den beri Covid 19 enfeksiyonu olup olmadığını tespit etmek adına,akıllı telefon yardımıyla kişinin konuşmasından tespit edecek bir uygulama üzerinde çalışıyor.Schuller'e göre,uygulama korona ile enfekte olmuş kişilerin hareketleri ve yayılma kalıpları hakkındaki verieleri gerçek zamanlı olarak gösterebilir.Bilim adamları başlangıçta veritabanı olarak Wuhan'dan gelen ses kayıtlarını kullandılar.

Nöron Ağı Dili Karşılaştırması

Bir nöron ağı,konuşma kalıplarını Covid 19 olmuş ve olmamış olan İnsan'ların ses kayıtlarını karşılaştırır.Schuller'e göre buradaki dil,analiz için kullanılan yeni bir kan grubu gibidir.Karşılaştırmalardan daha verimli bir sonuç almak için ise çok daha fazla ses kaydına ihtiyaç duyulmaktadır.Yani kan bağışlar gibi ses kaydı bağışlamanın araştırmanın daha iyi sonuç vermesi adına çok önemlidir. 

Yüzde %80 İsabet Oranı

Üniversite ve Üniversite kliniğine göre,uygulamanın isabet oranı şimdilik %80 oranında.Ancak uygulama piyasaya çıkmadan önce Schuller ve ekibi doğruluk yüzdesini daha fazla yukarıya çekmek için ek veriler toplamak istiyor.Bilim adamlarının nihai amacı uygulamanın herkese ulaştırabilmek.Tabii uygulama kullanıcılarının gizliliği bu aşamada çok önemli.Başka bir sorun ise Google Play'de ülke başına sadece bir "Corona uygulamasına" izin verildiğidir.Schuller'e göre uygulama genel bir sağlık analizi uygulaması olarak tanıtılmalıdır.

Laboratuvarların Rahatlaması

Üniversite kliniği doktorlarından Dr.Markus Wehler'e göre uygulama laboratuvarların aşırı test yükünü bir nebze olsun ortadan kaldıracağını söylüyor.Ayrıca ses örneklerinden Covid 19'a yakalanma riski olan kişilerin tercihli olarak muayene edilmeleri sağlanabilir.