Geriye dönüp 80'li yılların en ikonik filmlerini şöyle bir hatırlayalım.

Kriz ile devrim arasında,eski ile yeni arasında,kararsızlık ve kendini keşfetme arasında;1980'ler eski düzenin sonunun başlangıcıydı.Bir özgürlük ve çılgınlık atmosferi vardı,Her şey mümkün görünüyordu.Cesur deneyimlerle geçen bir on yıldı,keşfedilmeye hazır olandan daha fazla sınırlar zorlandı ve tüm bunlar sinemaya da yansıdı.

"İndiana Jones:Raiders of the Lost Ark","Back To The Future","E.T","Dirty Dancing" ve Never Ending song" gibi filmlerin hit şarkıları sizleri korkusuzca hayal etmeye davet etti.Uzun zamandır kült statüsünde bulunan oyuncular kariyerlerine 80'lerde başladı.Özel efektler daha muhteşem hale geldi,sinemalar büyüdü,Hollywood yıldızlarının maaşları yükseldi.Gişe rekorları kıran filmler,patlamış mısır sinema çağı etkileri bugün hala devam ediyor.Diğer on yılda 80'ler kadar kült film ortaya çıkmadı.Bu çılgın on yılda sizlere en ikonik 15 filmi sıraladım.Geçmişe,nostaljiye iyi yolculuklar diliyorum.

1.Shining (1980) İmdb: 8.4

Eski öğretmen yazar Jack Torrance (Nicholson) sonunda romanını bitirmek ister.Bu nedenle Colorado'da kış sezonu nedeniyle kapalı olan küçük bir dağ otelinde mülk yöneticisi pozisyonuna başvurur.Stephen King'in aynı adlı romanınndan uyarlanan Stanley Kubrick'in korku gerilim filmi,o dönemde küçük bir izleyiciyi korkutmayı öğretti.Bugün ise kült statüsüne yükseldi.Bu tür bir başyapıtın en iyi tarifi "Lexicon of İnternational Filmde" görebiliriz.Film gerçeklikle görünüş,gerçeklikle yanılsama arasındaki etkileşimin ustaca hazırlanmış bir çabasıdır.

2.Star Wars: The Empires Strikers Back (1980) İmdb: 8.7

Ölüm yıldızı yok edileli üç yıl olmuştur.İsyancılar ise buz gezegeni Hoth'da saklanıyorlar.Darth Vader asilerin gizli üssünü bulmak adına her taşın altına bakmaktadır.Luke Skywalker,yaklaşan tehlikeye karşı kendini korumak için,bilge Jedi ustası Joda'yı iktidarın sırlarını inisiye etmek için arar.Sonunda Luke,Darth Vader ile savaşmak zorunda kalır.Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktır.İkinci uzun metrajlı film ve "Star Wars" destanının beşinci bölümü olan "The Empires Strikes Back" pek çok hayran ve eleştirmen için serinin en iyi filmi.Mali açıdan selefi "Stars Wars" dan daha az başarılı olmasına rağmen " The Empires Strikes Back" yalnızca gişe rekorları kıran sinema üzerinde belirleyici bir etkiye sahip olmakla kalmayan bir popüler kültür kitabı olarak kabul edilir.

3.İndiana Jones; Raiders Of The Lost Ark (1981) İmdb: 8.4

80'li yıllar sinemasının en iyilerinden biri olan Harrison Ford;İndiana Jones,ilk çıkışında kayıp eski ahit sandığını aramaya çıkar.Doğaüstü güçleri olduğu söylendiği için Naziler'de antik parçayı bulmaya koyulur.Zamana karşı bir yarış başlar.Kült film serisinin ilk bölümü adrenalini yüksek,size nefes alma şansı vermeyen bir kaç kovala diyebiliriz.Bu filmle Steven Spielberg mesleğinde en iyilerinden biri olduğunu kanıtlamıştır.Film dört Oscar ile ödüllendirildi.

4.E.T (1982) İmdb: 7.8 

Şans eseri barışçıl bir uzaylı kendisini A.B.D'nin küçük bir banliyösünde bulur.Aile sıcakkanlı,kafası karışık bu uzaylıyı evlerine alır.Özellikle 10 yaşındaki Elliot,adını E.T koyduğu bu uzaylıyla arkadaş olur.Aralarında o kadar derin bir bağlantı oluşur ki birbirlerinin duygularını ve düşüncelerini okumaya başlarlar.Ancak memleket özlemi ağır basar ve E.T eve telefon etmek ister.Steven Spielberg bilim kurgu,drama ve peri masalından oluşan büyüleyici bir film karması yarattı.E.T ait olmaktan ve sevilmekten başka bir şey istemeyen dost canlısı uzaylı prototipini yarattı.Film gençleri ve çocukları etkilemekte kalmadı aynı zamanda yetişkinlerin gözlerini yaşarttı.4 Oscar ile ödüllendirildi.

5.Scarface (1983) İmdb: 8.3

"Bulaşıkçılıktan uyuşturucu patronluğuna" sloganına sahip Kübalı göçmen Tony Montana.O zamanlar dünyanın en korkulu mafyası olana kadar,1980'lerde mafya kariyer basamaklarını tırmandı.İntikam ve vahşet ise mottosuydu.Makineli tüfekle malikanenin balkonundan milleti taradığı sahne ise efsanedir.Her şeyden önce bir sanat formu olarak görülebilecek ham şiddet sahneleri,sivri diyaloglar ve elbette Pacino'nun performansı "Scarface'i tüm zamanların en iyi mafya filmi yapmıştır.

6.The Terminatör (19849 İmdb: 8.0

Kas yığını tehlikeli bir cyborg 1984'te Sarah Connor'u öldürmek için gelecekten Los Angeles'a geri döner.John Connor adında bir çocuk doğacak ve karanlık gelecekte cyborgların ezici gücüne karşı sert bir mücadeleye liderlik edecek.Sözde yok edici ise merhametsizdir.Aslında o zamalar Arnold Schwarzenegger'in oyunculuk performansı ve diyalog sayısının azlığı filmle dalga geçme sebebi olabilirdi.İlk bakışta yönetmen James Cameron'un parlak bir cyborgdan başka sunacağı bir şey olmasa da,özel efektler yapımı izlenesi kıldı.Ama Terminatörü de bu şekilde dillendirmek biraz haksızlık olur.Çünkü James Cameron temel olarak 1980'lerde ortaya çıkan ve gittikçe karmaşık hale gelen teknolojiyi ve bununla bağlantılı olarak panik ve korkuyu anlattı."Terminatör" minimum bütçeyle çekilmiş olmasına rağmen zamanın çok ötesinde olan özel efektleriyle izleyiciyi ikna etti.Schwarzenegger'in ünlü sözü "geri döneceğim" Amerikan film enstitüsü tarafından en ünlü 100 film alıntı sıralamasında 37. seçildi.

7.The Never Ending Story (1984) İmdb: 7.4

Bir gün Bastian'ın eline gizemli bir kitap geçer.Gizlice kitabı okumaya başlayan Bastian için hayatını değiştirecek bir macera başlar.Michael Ende'nin kitabından uyarlanan,Wolfgang Petersen'in bu filmi, fantezi türünün öncülerinden birisidir.O dönem için etkileyici özel efektlerle beraber film sizi her şeyin mümkün gibi göründüğü ve küçüklerin bile gerçekten yetişkin gibi davranabileceği muhteşem masalsı bir dünyaya götürüyor." The Never Ending Story" sadece hayal gücünü harekete geçirmekle kalmıyor,aynı zamanda benlik saygısını uyandırıyor ve kitapların genç ve yaşlılar için en büyük macera olduğunun altını çiziyor.Film popüler kültürde her yerde var olan bir hikaye haline geldi.

8.Ghostbusters (1984) İmdb: 7.8 

Hayaletler söz konusu olduğunda kimi arayacaksın? Tabii ki Dr.Peter Venkman,Dr.Ray Stanz ve Dr.Egon Spengler.Üç arkadaş paranormal olaylarda uzmanlaşmıştır.New York'ta bu uzmanlığı hayalet avcıları olarak ticarete dökerler.Öyle ki bu metropol hayalet ve korkunç canavarlarla doludur.Çoğu zaman ne yaptıklarını bilmeseler de,beceriksiz davransalar da sonuçta korkusuzca ve kendi ürettikleri silahlarla hayalet ve canavarlarla bitmeyen bir savaşa girerler.Bugün logolarını bilmeyen yoktur.Bu doğaüstü komedi 1984 yılında gişe rekorları kırdı.Bill Murray ve Dan Akroyd kariyerlerini sağlamlaştırıp süper yıldız seviyesine yükseldiler." Ghostbusters" Sci-Fi komedisi türünün en iyi örneklerinden biri oldu.

9.The Breakfast Club (1985) İmdb: 7.8 

Yaşıtlarından farklı 5 lise öğrencisi öğretmenlerinin gözetiminde,okul kütüphanesinde kendi kişilikleriyle ilgili bir makale yazma cezası alırlar.Başta bunun için hiç hevesli olmayan bu beş genç yazdıkça birbirleriyle çok fazla ortak noktaları olduğunu keşfederler.Çok küçük bir alana hapsedilmiş,sosyal ve duygusal sınırları aşan bir film olarak göze çarpıyor.Gençlerin endişelerini dile getiren ve onlara yetişkinler açısından değil,aslında gençlerin kendi bakış açılarından anlatan ilk filmlerden biriydi.Sonunda ise birlik ve beraberlik mesajı vermeyi ihmal etmiyor.

10.Back To The Future (1985) İmdb: 8.5 

Zamanda yolculuk temalı filmlerin anası.Doc Browns'un icat ettiği zaman makinesiyle 1955'e bir zaman yolculuğu yapan Marty Mac Fly'ın hikayesi.Müstakbel ebeveynlerinin birbirine aşık olması artık onun elindedir.Aksi takdire Marty hiç var olmayacaktır." Back To The Future" zamanda yolculukla beraber komedi türünün kilometre taşıdır.Özgün bir senaryo,Sci Fi ve romantik komedinin karışımı bu film hala izlenen yapımlar arasında.80'lerin başka hiç bir filminde nostalji ve modernite barındırmayan,dünya çapında yaklaşık 400 milyon dolar hasılat yapan "Back To The Future" ,tüm zamanların en başarılı filmlerinden biri ünvanına sahip oldu.

11. Dirty Dancing (1987) İmdb: 7.0 

17 Yaşındaki Frances Houseman ebeveynleri ve kızkardeşiyle birlikte yazı sıkıcı bir tatil beldesinde geçirmeye mahkum olmuştur.Dans öğretmeni Johnny Castle ile tanıştığında başlarda ona ilgi duymaz ama zamanla aralarında duygusal bir yakınlaşma başlar.Johnny'le dans partneri olmaya ve onunla yerel bir dans yarışmasına katılmaya karar verir.Elbette yorucu dans provalarında fiziksel temas duyguları daha fazla harekete geçirir.1987'de sinema salonlarına akın eden kadınların başını döndüren bu film,duygusal,erotik ve dans figürleriyle bezenmiş.O dönem için büyüleyici bir auraya sahip bir filmdi.Dünyanın dört bir yanından çiftler bu erotik ve duygusal dans figürlerini uyguladılar.Cinsel uyanış hiç bir zaman bu filmde olduğu gibi ritmik olarak sahnelenmemiştir."Dirty Dancing" sadece bacaklarımızı ve vücudumuzu değil,ruhumuzu,hayallerimizi ve kalplerimizi de harekete geçirdi.

12.Full Metal Jacket (1987) İmdb: 8.3

Genç asker T.Davies zorlu ve aşağılayıcı bir askeri eğitimden geçer.Joker lakaplı bu genç asker ve meslektaşları hem eğitimlerinde hem de Vietnam savaşında eğiticileri olan çavuş Hartmann tarafından birer ölüm makinesine dönüştürülür.Efsanevi yönetmen Stanley Kubrick bu filmde otantik görüntülerle beraber askerlerin çektiği acıları izleyiciye başarılı bir şekilde aktarmıştır."Full Metal Jacket'e" zaman zaman tahammül etmek çok zor.Seyircinin bilinçaltına nihilist bir ruh hali yükleyerek.izleyiciyi çok zorlamıştır."Apocalypse Now","They Going Through Hell" ve "Platoon" ile "Full Metal Jacket" savaş karşıtı film türünün en başarılarından biri olma özelliğine sahiptir.

13.Die Hard (1988) İmdb: 8.2

New York polis memuru John Mc Lane (Bruce Willis) bazı nedenlerden ötürü 6 aydır görmeği karısı ile huzurlu bir Noel tatilini dört gözle bekliyordur.Nakatomi Plaza gökdelenindeki iş yerini ziyarete gittiğinde gökdelen teroristler tarafından yağmalanır.Eğitimli polis memuru John ile teröristler arasında kedi fare oyunu başlar.Zaman geçtikçe teröristler domino taşı gibi tek tek düşmeye başlar.Modern aksiyon sinemasının tohumları 1998'de bu filmle atılmıştır.Bu filme kadar Bruce Willis'in kariyeri pek parlak görülmüyordu.Filmde kahramanımızda ironik nüanslar ve sivri diyaloglar göze çarpıyor.Film Roderick Throp'un 1979 tarihli "Nothing Lasts Forever" adlı romanına dayanıyor.İlk teklif Arnold Schwarzenegger götürülmüştür fakat Arnold teklifi geri çevirmiştir.

14.The Naked Gun (1988) İmdb: 7.6

Sakar ve kaotik fakat sevimli teğmen Frank Drebin'in İngiliz kraliçesine suikast girişimini engellemesi bekleniyor.Araştırmaları sırasında o kadar sakar davranıyor ki,üstleri onu kraliçe için teröristlerden daha büyük bir tehdit olarak görüyor.Drebin hesaplaşma günü gelene kadar pes etmez.Lesli Nielsen'in oyunculuk performansı biz izleyicilerin kalbini fethetmeyi başarıyor.Takip eden yıllarda kopyalanmış ama nadiren başarılı olmuş bir ajan-komedi yapımı.Absürd,"The Nacked Gun'daki" kadar absürd olmamıştı.

15.The Little Mermaid (1989) İmdb: 7.6

Deniz kızı Arielle'nin bir dileği vardır.Okyanusun derinliklerinden çıkıp,onu büyüleyen insanların dünyasına katılmak.Babası kral Trito'nun uyarılarını dikkate almaz.İnsan prens Eric'i boğulmaktan kurtarır ve ona aşık olur.Ardından denizlerin cadısı Ursula ile şeytani bir anlaşma yapar."The Little Mermaid" Disney'in en başarılı filmlerinden biridir.Maalesef filmin Hans Christian Andersen'in masalıyla pek ortak yanı yoktur.Film adeta bir peri masalıdır.Arielle,Disney dünyasında kendi kaderine karar vermesine izin verilen ilk kahramandı.

 

The Walking Dead hayranları Netflix ve Amazon Prime'da harika alternarnatifler bulacaklardır.Bundan emin olabilirsiniz.

Zombi konulu filmler hiç bitmedi ve bitmeyecekte.Milenyumla birlikte zombi konulu filmler rönesansı "28 Days Later" (2002),"Resident Evil" (2002),"Shaun Of The Dead" (2004) ve Dawn Of The Dead (2004) ile başladı.Robert Kirkman'ın 2003 yılında çizgi roman dizisi The Walking Dead yayınlandı.2010 yılında ise Frank Darabont tarafından televizyona uyarlandı.Dizi uluslararası bir Tv fenomeni haline geldi.2011 yılında yayınlanan "Game Of Thrones" ise tek rakibiydi.Ancak "Game Of Thrones'un" aksine zombi dünyasının bir sonu yok gibi gözüküyor.

Bu zombi filmleri "The Walking Dead'e" iyi bir alternatif olabilir.

Her şey George A.Romero'nun "Yaşayan Ölülerin Gecesi" (1968) filmiyle başlamıştı.İşte size 16 alternatif zombi filmi.

1.World War Z (2013) İmdb: 7.0

The Walking Dead gibi " World War Z'de ikonik bir kitaba dayanmaktadır.Başlık dışında,Hollywood'ta gişe rekorları kıran filmin kitapla bir ilgisi bulunmamaktadır.Zombi literatürüne hakim olanlar için film tam bir hayal kırıklığı.World War Z iyi bir aksiyon filmi diyebiliriz.

2.Warm Bodies (2013) İmdb: 6.8

Kim düşünürdü ki bir zombi filmi romantik komedi türünde olsun.Genç bir zombi bir adamın beynini yer ve birden arkadaşı Julie'ye karşı romantik hisler duymaya başlar.Başlarda Julie'yi yemek istese de bu düşünceden zamanla vazgeçer.Yine de "Warm Bodies'in" zombileri The Walking Dead'teki zombilerden daha hareketli.

3.Land Of The Dead (2005) İmdb: 6.2 

The Walking Dead zombileri yavaş yavaş fısıldamaya başlamıştı.Anlaşıldığı üzere fısıldayanlar gerçek zombi değil.Yavaş yavaş zekayı geliştiren zombiler,2005 yılında Georg A.Romero filmi olan "Yaşayan Ölüler" üçlemesinde öngörülmüştü.İnsanların gerçek bir canavar olduğu gerçeği,Romero'nun "Yaşayan Ölüler şaheserinde etkileyici bir şekilde gösterdiği gerçeğini unutmayalım.

4.Juan Of The Dead (2011) İmdb: 6.4

Zombiler sadece Amerika'da mı var?ABD dışındaki insanlarında zombi kıyametiyle nasıl başa çıktığını öğrenmek için bu film biçilmiş kaftan.Almanya ve Küba'da bulunan zombilerle baş etmek Juan'a düşüyor.Kendisi olaya Küba sakinliğiyle yaklaşıyor.Hatta bir zombi yok edici olarak bütçesini desteklemeyi de ihmal etmiyor.Zombi virüsü kişi çok üzüldüğünde ya da fazla adrenalin pompaladığında ortaya çıkma gibi bir durum söz konusu.

5.Dead Snow (2009) İmdb: 6.3

Bir grup tıp öğrencisi Norveç dağlarında Nazi zombileriyle karşılaşır.The Walking Dead karakteri Negan'a ihtiyaç yok çünkü zaten bir Führer zombiye sahipler.Dead Snow Trash fanatikleri için izlenesi bir yapım.

6.Cargo (2017) İmdb: 6.3

Rick yerine Andy,Judith yerine Rosie.Rick Grimes gibi Andy (Martin Freeman) ailesini zombi istilasından korumak ister.Maalesef karısı öldürülür ve virüs  kendisine bulaşır.48 saat zamanı vardır.Kızı Rosie ile birlikte Avustralya taşrasında yürümeye başlar.

7.The Battery (2012) İmdb: 6.4

Zombi kıyametini çayırlar ve ormanlar arasında yürüyüş yapma fırsatı olarak yorumlamayı seven herkes bu filmi beğenecektir.İki eski profesyonel beyzbol oyuncusu Ben ve Mickey'nin zombi istilasında yaptığı yolculuk.The Walking Dead'in 4.sezonu kadar olaysız ama çok daha eğlenceli.Eğlenceli kısmı Mickey'nin sürekli olarak kulaklığında çalan müzik.Hayatta kalmaktan ise Ben sorumludur.

8.The Girl With All The Gifts (2016) İmdb: 6.6 

Söz konusu salgının nedeni virüs değil bir mantar enfeksiyonu ve bu filmde aynı zamanda ölümsüzlere şahit oluyoruz.Ama sonuç aynı.Melanie gibi bazı çocuklar enfekte olmuş fakat sebebi bilinmiyor,ayrıca her şey normal görünüyor.Etik değerleri hiçe sayan Dr.Caldwell ve askerler çocuklara deney faresi muamelesi yaparken,öğretmenleri Helen ise onlara şefkatle yaklaşıyor.

9.Dawn Of The Dead (2004) İmdb: 7.3

The Walking Dead'in ilk sezonunda izleyiciler Dawn Of The Dead yönünde ilerleyeceğini düşünmüş olabilirler.Zombi kız ve mağazadaki sahneler.Bu yeniden yapımda Zack Snyder George A. Romero'nun orijinalini,yakın zamanda aklınızdan çıkaramayacağınız acımasız bir açılış sahnesi ile zorlu bir aksiyon filmine dönüştürmüş.

10.Braindead (1992) İmdb: 7.5

Peter Jackson imzalı Braindead,The Walking Dead'e tamamen uzak bir yapım.Çünkü bu türle dalga geçen bir komedi korku filmi.Ana kuzusu Lionel zombiye dönüşen annesinin kanatları altındadır.Elbette bu uzun vadede işe yaramaz.Film,Splatter hayranları için kült statüsüne sahiptir.

11.Zombieland (2009) İmdb: 7.6

Bu kült korku komedi yapımda Columbus (Jesse Eisenberg) Zombieland'deki hayatta kalma kurallarına sıkı sıkıya bağlı kalıyor.Hayatta kalmanın bir kaç basit kuralı vardır ve The Walking Dead'deki gibi çetrefilli değildir.Bu kurallara Tallahassee (Woody Harrelson) uymaz.Oysa tehdit başkadır ve çok büyüktür.

12.Shaun Of The Dead (2004) İmdb: 7.9

Bir kült korku komedi daha.Shaun zombi kıyametini eski kız arkadaşını yeniden kazanmak adına bir fırsat olarak görür.Ayrılık sebepleri ise Shaun'un kankaları Ed Ve Pete ile barda fazla vakit geçirmesidir.

13.28 Days Later (2002) İmdb: 7.6

Zombiler birden bire hızlanır ve saldırganlaşırlar.28 Days Later filmiyle Danny Boyle,türü yeniden canlandırdı ve modernize etti diyebiliriz.Başarısının sırrı sadece korku aksiyon değil aynı zamanda sosyal anlam düzeyiydi.Film zombi türünde bir dönüm noktası olmuştur.28 Days Later kısa sürede bir kült haline gelmiştir.

14.Train To Busan (2016) İmdb: 7.6 

Kapalı bir alanda zombiler ve insanlar.Kulağa çok gerilimli geliyor.Sek-Woo ve kızı Su-An Seol'un güneyindeki Busan şehrine giderken bir zombi salgını patlak verir.Trende de insanlar hastalanır ve insan yiyen zombilere dönüşür.Baba ve kızı trenin ön tarafına gidebilmek için zombilerle savaşmak durumundadırlar.Busan'da Su'yu annesi beklemektedir.Tek umut ordunun bu kıyamete bir son verebilmesidir.

15.REC (2007) İmdb: 7.4 

İspanya'dan bir yapım.Bir televizyon muhabiri ve kameramanı itfaiye ile birlikte haber amaçlı bir eve girer.İtfaiye erleri evde bir kadın tarafından saldırıya uğrar.Ardından ise ev karantinaya alınır.Film adrenalin pompalayan,sinir bozucu dehşet bir yapım.The Walking Dead'in tam tersi.

16.Night Of The Living Dead (1968) İmdb: 7.9

Her şey bu filmle başladı diyebiliriz.Başlangıçta zombiler korku filmlerinde arada sırada görünürdü.Ama sonra George A. Romero ortaya çıktı ve oyunun kurallarını temelden değiştirdi.Birden zombiler insan etine aç bir şekilde saldırıya geçti ve insan uygarlığını gizemli bir kitle fenomeni olarak tehdit etmeye başladı.1968'deki başyapıtın yanı sıra "Dawn Of The Dead" (1978) ve "Day Of The Dead" (1985) filmlerini de içeren ilk üçlemesiyle Romero,kendi korku filmi türünü yarattı ve şekillendirdi.Daha sonra bu film serisine "Land Of The Dead" (2005),"Diary Of The Dead" (2007) ve "Survival Of The Dead" (2009) ile devam etti.

 

Antarktika'da tortu örnekleri almak için sondaj yaparken ,aslında "imkansız" koşullar altında,tesadüfen bilinmeyen bir yaşam biçim,i keşfedildi. 

İngiliz Antarktika araştırmasından bilim adamları yanlışlıkla Antarktika'daki en büyük ikinci kalıcı buz tabakası olan Filchner-Ronne buz sahanlığı altında bilinmeyen bir yaşam formu keşfettiler.Frontiers İn Marine Sccience dergisndeki yayına göre,Huw Griffiths'in ekibi aslında tortu örnekleri almak istedi.Ancak 900 metre derinlikteki bir deliğe bir kamera indirdiklerinde,araştırmacılar kayaya ince gövdelerle bağlanmış gibi görünen yuvarlak kafa şeklinde bir yaşam formunu gözlemlediler.

Bilimde,bu zorlu koşullar altında canlıların keşfi bir sürprizdi.Sondaj deliği açık denizden yaklaşık 260 kilometre uzakta,eksi 2.2 santigrat derece sıcaklığa sahip ve ortam sürekli karanlıktır.Biyolojide,bu koşullar altında hareketsiz yaşamın imkansız olduğu düşünülüyordu.

Huw Griffiths:Bu biraz çılgınca.Orada bir milyon yıl sonra bu tür bir yaşam formunu aramayı düşünemezdik,çünkü orada olabileceğine bile inanmazdık.

Buz Bloklarının Altındaki Kayalar

İncelenen buz tabakaları,büyük miktarlarda buzun kıtadan denize doğru hareket ettiğinde oluşur.Buz tabakaları kayaları kendisine çekebilirve buz tabakasının altına bastırabilir.Bilim adamları kayaların üstteki buz tabakasının 900 metre altına çekildiğinden şüpheleniyorlar.Kaya ile en alttaki buz tabakası arasında ise yaklaşık 500 metre vardır.

Yaşam Formu Tanımlanamadı

Şimdiye kadar bilim adamları,analiz için örnek alınamadığı için yaşam formunu belirleyemediler.Ancak video kayıtlarına göre sünger olması muhtemel diye görüş belirttiler.Huw Griffiths:"Bu şimdiye kadaren uzak buz tabakasındaki karşılaştığımız bir yaşam formu.Bu yaşam formları,kayaların üzerine sıkıca tutunarak yapışmış durumdalar ve ancak yanlarından geçen bir şey olursa beslenebilen canlılardır.

 

Kusma kedilerde vücudun doğal koruyucu reaksiyonlarından biridir.Kediler kustuğunda,kusmanın hastalıktan kaynaklanıp kaynaklanmadığını ve ne zaman veterinere gitmemiz gerektiğini nasıl anlayacağınızı buradan okuyabilirsiniz.

Kedi sahipleri için can sıkıcı olabilecek şey,kediler için aslımnda bir nimettir.Çünkü kusma,öksürme ve hapşırma ile birlikte,organizmanın kendini zararlı maddelere veya patojenlere karşı,tabiri caizse "dışarı atarak" savunduğu koruyucu tepkilerden biridir.Bir kaç istisna dışında,bu koruyucu refleks bu nedenle ilaçlarla bastırılmamalıdır.

Aşağıdaki Durumlarda Kedilerde Kusma Zararsızdır

Özellikle kürk değiştirirken kediler düzenli olarak yutulan tüyleri kusarlar.Belki biraz fazla yenilen bir yemekten sonra bir kez kusmak bile ciddi bir semptom değildir.Ancak yaygın bir solucan istilası genellikle rahatsızlığın belirtisi olabilir.Veterinerde yaptıracağınız solucan tedavisi ile kedinizin kusma sorununa son verebilirsiniz.

Kediler Aşağıda Yazılanlar Gibi Kusarsa Hemen Veterinere Gidilmesi Gerekir

Kedinizin kusması ciddi bir hastalığın belirtisi,hatta yaşamını tehdit eden bir acil durum olabilir.Kusmuk eğer koyu renkliyse veya dışkı kokuyorsa,kedi derhal veterinere götürülmelidir.Hatta mümkün olan en kısa sürede ameliyat edilmesi gereken bir bağırsak tıkanıklığı olabilir.Arka arkaya bir kaç kez kusarsa,hemen veteriner hekime danışılmalıdır.Çünkü zehirlenme ya da ciddi bir enfeksiyon nedeniyle kusmuş olabilir.

Kusmanın Uyarı İşaretlerini Doğru Şekilde Değerlendirilmeli

Eşlik eden semptomlar,kusma vakasının ciddiyeti için belirleyicidir.Aşağıdaki belirtiler derhal veterinere gitmeyi gerekli kılar.

1. Ateş

2. Dehidrasyon (iki parmağınızla çektiğiniz deri kıvrımımın hemen tekrar kaybolmaması ile tanımlanabilir)

3. Ağrı (kediyi havaya kaldırdığınızda)

4.Artan yorgunluk

5. Sulu gözler

6. Apati veya bilinç bulanıklığı 

Bu dramatik vakalarda,mümkünse yanınızda kusmuğun bir kısmını veterinere götürün.Numunenin hızlı analizi ve teşhis hızlandırılabilir ve böylece muhtemelen kedinin hayatı kurtarılabilir.Bir çok kronik hastalık durumunda semptomlar genellikle daha az belirgindir veya bu hastalıkların gelişimi o kadar yavaştır ki zayıf sinyaller taşır,ancak kedinizin durumu gitgide kötüleşebilir.

Mide Her Zaman Kusmanın Nedeni Değildir

Pek çok sinsi hastalıkta kediler sürekli kusmazlar,ama arada sırada düzenli,ama aynı zamanda düzensiz aralıklarla kusarlar.

1.Her zamankinden fazla mı uyuyor?

2. Çok su içiyor mu?

3. Bağırsak hareketliliği ne durumda?

4. Gergin mi yoksa alışılmadık derecede sakin mi?

5. Güvenli ve zarif bir şekilde mi hareket ediyor yoksa yürüyüşü değişti mi?

Veterinerle paylaşacağınız her ayrıntı,kedinizin rahatsızlığının nedenini belirlemeye yardımcı olacaktır.Çünkü kusma,metabolik bozukluklar,böbrek sorunları,beyin hastalıklarının habercisi olabilir.Ya da kusmanın arkasında ateş,enfeksiyonlar ve sayısız diğer ciddi ve daha az ciddi hastalıklar olabilir.Tedaviden önce neden kesin olarak ortaya çıkarıldıysa tedavi uzun vadede yardımcı olur.

Sağlıklı Kedilerde Komplike Olmayan Kusma Tedavisi

Çoğu zaman kediler yutulan kıl nedeniyle kusamazsa,midesi kötüleşir,ancak "mide yükünden" kurtulduktan yarım saat sonra ise uykuya dalar.Uyanır uyanmaz ise tekrar acıkır.Yetişkin ya da zayıf bir kediye yaklaşık 24 saat boyunca herhangi bir mama veya ödül verilmemelidir.Çünkü tahriş olmuş mide zarının tekrar yiyecekle yüklenmeden önce iyileşmesi gerekir.24 saat bunun için yeterli bir süredir.Ancak tahriş olmuş mide zarının iyileştirmeden önce kediyi beslerseniz mide ciddi bir soruna dönüşebilir.Hassaslaşmış bir mide,belirli gıda proteinlerine karşı kolayca bir yem alerjisi geliştirebilir,genellikle ömür boyu süren ve ancak düşük alerjenli diyetle çözülebilen bir hastalığa dönüşme olasılığı bulunmaktadır.Veya kedi,her zamanki yemeğine veya diyet mamasına karşı aşılmaz bir tiksinti geliştirir,çünkü halsizliğini tam olarak yiyeceğe bağlar.

Aşağıdaki Durumlarda Kedilere Diyet Uygulanmamalıdır

Genç kediler,kronik hasta veya aşırı kilolu kediler bu kadar uzun süre aç kalmamalıdır.Birincisi,enerji rezervleri yiyeceksiz yapamayacak kadar küçüktür ve ikincisi ise,yağ metabolizmasının yaşamı tehdit eden bir bozukluğu olan hepatik lipidoz riski vardır.Veteriner hekime danıştıktan sonra bu kedilere mide dostu bir diyet önerilebilir.Hafif tuzlu et suyunda tavuk fileto ile pişmiş pilavın yanı sıra,veterinerde kazır mide dostu mamalar mevcuttur.Ağır vakalarda ise veteriner kedilere tüm önemli besinleri bir infüzyon (damardan sıvı aktarımı) yoluyla sağlayabilir.

 

İsrail'in yeni şirketlerinden Redefine Meat,kendi geliştirdiği bir 3 D yazıcı yardımıyla bitki bazlı hammaddelerden et üretiyor.

Yüksek et tüketimi kolon kanseri ve diğer hastalıklara davetiye çıkarmaktadır.Son yıllarda,giderek daha fazla insan bu nedenle daha az et tüketmeye ya da hiç tüketmemeye başladı.Bu nedenle laboratuvarda üretilen alternatif et üretimi üzerinde çalışmalar başladı.Laboratuvar üretimi etler yakın zamanda Singapur'da satış için onay aldı.Ancak bu kısa zamanda iklim değişikliği sorununu çözemeyecek gibi duruyor.Çünkü laboratuvar üretimi etlerin üretim süreçleri,geleneksel et üretimine göre daha az metan gazı salımınının da bulunsa da karbondioksit salımınının yüksekliğine çare olmuyor.


3 D Yazıcısı Etler

İsrail menşeeli şirketlerden biri olan Redefine Meat,hayvanları ve iklim değişikliklerinin korumak adına et tüketmek istemeyen,ancak damak tatlarından vazgeçmek istemeyen insanlar için bir çözüm geliştirmeyi başardı.Bitkisel hammaddelerden basılan et alternatifi,özel üretim süreci sayesinde gerçek etin,yağ ve kas yapısına birebir benzetildi.Şirkete göre genellikle sadece kıyma ve daha küçük et parçalarının aksine Rdefine Meat biftek üretmeyi başardı.2021 ilk yarısından 3 D yazıcısı etler Almanya ve İsviçre'de satışa sunulacak.Almanya'nın en büyük kümes hayvanı üreticisi PHW grup 2019 yılında bir finansman turunda başlangıç olarak bu iş için 6 milyon dolar yatırım yaptı.PHW grup tanınmış et markaları arasında Wiesenhof ve Bruzzzler bulunmaktadır.

 

Yakın zamanda "Netflix bir dizi çöplüğü haline geliyor" fikri kafamda dolaşırken ,kriminal belgeseller dizilere rakip olacak kaliteye ulaşmış düşüncesi artık bu belgesel dizi sayesinde tamamen kafama yerleşti.Evet etkileyici oyunculuk performansları tabiki yok,sonuçta bu bir belgesel ama kurgusu ve şaşırtıcı gerçek hayat hikayeleriyle sürükleyici ve bir biri ardına izlenen bölümler gibi bir durum ortaya çıkıyor.Öyle ki bundan önce izlediğim The Last Narc buna en iyi örnek olarak gösterebilirim.

Bu seferki kriminal belgesel 19 Şubat 2013'te gerçekleşen Elisa Lam'ın kayboluş hikayesi.Merak etmeyin spoiler vermeyeceğim.Ancak kısaca konusundan bahsetmek gerekirse;Los Angeles'a tatil için giden Kanadalı bir turist olan Elisa Lam'ın kötü şöhretli Cecil Hotel'e yerleşmesi ve ardından sırra kadem basması.Bu saatten sonra polisin devreye girerek genç kadını arama çalışmaları ve tabii ki sürpriz bir son.

Crime Scene; The Vanishing At The Cecil Hotel İnceleme

Belgesel diziye başlamamın ilk sebebi kriminal belgesellere olan ilgim.İkincisi ise yapım "Bir Katilin İfadeleri Ted Bundy'nin" yaratıcalarından olması.İlk bölüm aslında basit bir kayboluş hikayesi ve polisin burada devreye girerek genç kadını arama çalışmaları.Delil toplama,araştırma,genç kadına dair bilgiler,video kayıtları vs.Ondan sonraki 3 bölümde ise tempo yavaş yavaş yükselip zirve yapması,son bölümle beraber ise yine yavaş yavaş temponun tadında alçalması,kurgusunun başarısıyla beraber sürükleyici bir hal alıyor.Aslında yapımda en çok dikkat çeken şey yan hikayeler.Birincisi kendilerine internet hafiyeleri diye adlandıran bana göre sözde timsah gözyaşı döken you tuber'lar ve Elisa'nın kaybolduğu Los Angeles şehrindeki otelin bulunduğu bölgenin tarihsel süreci.

Ancak distopik filmlerde görebileceğimiz 1970'lerde başlayan,mahallenin resmen barikatlarla çevrilmesi ve barikatlar arkasında bulunan evsiz,uyuşturucu bağımlısı,akıl hastası ya da katillerin yaşadığı Skid Row bölgesi.Topluma dahil edilmemesi gereken ne kadar kriminal insan varsa bu bölgeye toplanmış,Dolayısıyla Cecil hotelde bir suç mahalli durumuna gelmiş.Öyle ki Night Stalker lakaplı Richard Ramirez bile cinayetlerinin ardından burada konaklamış.İki yan hikaye dedik ama 3.bir hikaye ise internette ki linç kültürü.Bundan nasibini alan death metal sanatçısı Morbid'in maruz kaldığı ve hayatını tamamen etkileyen hüzünlü hikayesi.


 Akış portallarındaki makineler yakında insan müzisyenler için gerçek bir rekabet haline gelebilir.Telif hakkı da daha da karmaşık hale gelebilir.

2020'li yıllar eğer hayatımızda bir soru işareti bırakacaksa o da neyin gerçek neyin fake olduğu sorusudur.Fake haber suçlamaları her zamankinden daha da büyüyecek gibi duruyor.Komplo teorisyenleri yüzyıllar önce gerçekleşmiş olan herşeyden bile şüphe duymaya başladılar.İnternette gördüklerimiz gerçekten gerçekleşmiş midir? ya da bir yapay zeka ürünümüdür? artık emin olamaz hale geleceğiz.Şimdiye kadar bu şüphe esas olarak fotoğraflara ya da videolara dayanıyordu.Ancak yapay zeka giderek artık müzik dünyasına da nüfuz etmeye başladı.Henüz tam emin değiliz.Acaba yapay zeka rakip mi? yoksa bir işbirlikçi mi? olacak.

OPen AI adlı araştırma ensititüsü bir süredir Jukebox adlı bir program üzerinde deneyler yapmakta idi.Araştıma melodiler ve dizilerle tamamlanan pop şarkıları tarzında şarkılar üretme üzerineydi.Yapay zekayı Ella Fitzgerald.Bob Marley ya ada Elvis Presley gibi müzisyenlerin şarkıları üzerine antrene etmekte.Bir bilgisayar programcısı açısından bu etkileyici bir girişim.Dinleyici açısından ise eleştirel bir durum olarak gözüküyor.Çünkü şu ana kadar gelen dinleyici yorumları pek de iç açıcı değil.Peki neden yapay zeka üretimi bir şarkıya şimdilerde bu kadar uzağız? Eski idollerimizin hatırasına saygısızlık mı? Ya da zaten çabuk bir şekilde tükettiğimiz pop şarkıların sayısı bununla birlikte daha fazla çoğalacak endişesi mi? 

Metal.Hip-Hop Ve Pop Müzik

Geliştiriciler sürümlerinde,yazılımın müzik kalitesi,tutarlılığı,ses örneğinin uzunluğu ve kendisini sanatçıya,türe ve metne yönlendirme yeteneği açısından büyük adımlar attığını belirtiyor.Demolar gösteriyor ki.genellikle basitçe yapılan pop müziğin yanı sıra rock,metal ve hip-hop türünde müziklerde oluşturabiliyor.Ancak şu anda bu teknik olarak hala çok karmaşık.Bu nedenle 2 dakikalık bir şarkının yaklaşık 18 saatlik bilgisayar zamanına ihtiyacı oluyor.İnsan bestecilerinin aksine.bilim adamlarına göre yapay zekanın da önemli sınırlamaları var.Jukebox şarkıları yerel müzikal tutarlılığa sahip olabilir,geleneksel akor kalıplarını takip edebilir ve hatta etkileyici sololar içerebilir,ancak nakaratlar gibi müzikal yapılar hala eksik.Open AI Microsoft ve Tesla patronu Elon Musk tarafından finanse ediliyor.Amaç ise tüm insanlığa fayda sağlamak.


Codeks Gigas olarak da bilinen Şeytan'ın İncil'i,Orta Çağ'dan kalmadır ve dünyanın en büyük el yazısıyla yazılmış kitabıdır. Şeytanın İncil'inin efsanevi bir tarihi ve hikayesi vardır,varlığından beri zengin ve güçlü olanlara neredeyse doğaüstü bir hayranlık uyandırmıştır.Şeytan İncil'i,Orta Çağ'ın sonlarından kalma kesinlikle benzersiz bir el yazmasıdır.Kitap ve hikayesi o kadar tuhafdır ki Codex Gigas uzun süredir Dünya'nın sekizinci harikası olarak anılmıştır.Uzmanlar 92 cm yüksekliğinde 50 cm genişliğinde,22 cm kalınlığında ve neredeyse 75 kg ağırlığındaki kitabın 13.yy başlarında yazıldığını tahmin ediyor.Gizemli kitabın efsanevi ve canlı bir tarihi var ve bugüne kadar bilim için birçok soruyu gündeme getiriyor.

Şeytan'ın İncil'i diğer şeylerden yanı sıra,160'tan fazla dana derisi üzerine yazılmış İncil'in tamamını (yani o zamanlar eski ve yeni ahit) çeşitli tarihsel veriler,tıbbi incelemeler ve şeytan çıkarma büyüleri içerir.Cambridge kütüphanecisi Dr. Cristopher de Hane Codex Gigas'ın bu formda başka hiçbir yerde bulunmayan bir metinler koleksiyonu olduğunu ve kitabın özellikle tuhaf, büyüleyici ve açıklanamaz bir nesne olarak değerlendiriyor.Kitabın başka bir özelliği ise Parşömen içindeki gizemli bir gölgeyle çevrili bir sayfada şeytanın tam vücut temsilini gösteriyor olmasıdır.

Orta Çağ'da insanlar şeytandan çok korkuyorlardı ve neredeyse tüm görüntülerde Şeytan'ın sadece kafası resmediliyordu.Bu zamana ait Şeytan'ın tam vücut tasviri çok azdır ve bu bir kaç kişi tarafından kasıtlı olarak küçük resmedilmiştir.Neredeyse bir metre uzunluğundaki bir kötülük figürü,zamanın düşüncesiyle çelişiyordu,ancak Şeytan'ın İncil'inde bu çok normaldi.Varlığından bu yana,Şeytan'ın İncili'nin kudreti,insanlarda özel bir hayranlık ve bu güçlü ve tuhaf kitaba sahip olma duygusu uyandırdı.Codex Gigas İncil'i her zaman dönemin Kral'ları ve Kraliçe'leri için güçlü bir savaş ganimeti olarak görülüyordu,ve en sonunda İsveç Kralı 2. Gustav'ın kızı Christina'nın eline geçti.Ancak kitap bugün hala insanları büyülüyor:2007'de bir süre Çek Cumhuriyeti'ndeki memleketinde sergilendiğinde,dünyanın her yerinden on binlerce insanın Şeytan'nın İncil'ini kendi gözleriyle görmek için seyahat etmesine sebep oldu.Dünya'nın önde gelen medya şirketleri Codex Gigas sergisi hakkında haberler yaptı.O sırada Red Dull Press'in paleografı Michael Gullik "Bu kitabı kendi gözleriyle gören herhangi birinin bu kitabın sahip olduğu gücü göreceğinden şüphem yok" açıklamasını yaptı.Çok az kitap,bu kitap kadar halkın ilgisini çekmiştir.

 Codex Gigas Efsanesi

Şeytan'ın İncil'i efsanesi 1230'da Bohemya'daki Podlazice'de Benedictine manastırında şimdiki Çek Cumhuriyeti'nde başlıyor.Manastırın kutsal kurallarından birini çiğneyen Benedictine keşişi çıplak bir şekilde hücrede oturur ve manastırın büyüklerinin kaderine karar vermesini bekler.Benedictine rahipleri,siyah rahipler olarak bilinirler.Siyah cübbe yas tutmayı ve ölümü hatırlamayı simgeler.Kendi seçtikleri yoksulluk,iffet ve tüm fiziksel zevklerden feragat eden bir yaşam sürerler.Paçavra giyerler,uyumazlar ve kendilerini cezalandırırlar.Manastırın katı kurallarını çiğnemek hücre hapsi,açlık,aforoz etme ve hatta ölüm gibi acımasız cezaları getirir.Benedictine keşişinin katı kural cezası;açlıktan ölmeye terkedilmektir.Merhamet dileyen keşiş eğer affedilmesi halinde zamanın en büyük kitabını yazacağını vaat eder.Bu bir İncil olacaktır ve insanlık için önemli bilgiler içerecektir.Ve hatta bu kitabı sadece bir gecede bitireceğini söyler.Yaşlılar öneriyi kabul eder,ancak bir gecede yazmayı başaramazsa ertesi sabah ölümün onu beklediğini açıkça belirtirler.Keşiş yazmaya başlar.Parmakları uyuşana kadar kelime kelime,satır satır,sayfa sayfa.Ama daha sonra böyle bir eserin yazmasının imkansız olduğunu anlar ve ölümü beklemeye başlar.Bu çaresizlik içinde Şeytan'dan yardım diler,ardından ise bir anlaşma yapar.Ruhunu Şeytan'a satmak karşılığında Şeytan keşişe yardım eder.Tanrı'nın kitabı İncil artık Şeytan'ın İncil'i Codex Gigas olmuştur.

Codex Gigas Hikayesi

Codex Gigas İncil'in yazılmasından bir kaç on yıl geçmiştir.Ünü hızla yayılmaya başlayan İncil'in sahibi Benedictine manastırı mali yıkımın eşiğindedir.Acilen mali durumu düzeltmek adına Codex Gigas'ın başka bir manastıra satılmasına karar verilir.Böyle bir çalışma bir statü simgesiydi ve her manastır için büyük bir onur ve prestij kaynağıydı.Böylece ironik bir şekilde İncil siyah rahipler olarak bilinen Benedictine manastırından,beyaz rahipler olarak bilinen bir mezhebe geçti.Şeytan'ın İncil'inin yeni sahipleri Codex'i Prag yakınlarındaki Sedlec kasabasındaki bir manastıra getirdi.Kitabı onore etmek amaçlı İsa'nın çarmıha gerildiği yer olan Golotha'dan getirilen toprağın yanı başına konulur. 

Ancak Codex Gigas'ın tekrar seyahat etmeye başlaması uzun sürmez.Güçlü bir piskopos Şeytan'ın İncil'ini eski yerine götürülmesini emreder.İncil'in ayrılmasından kısa bir süre sonra Sedlec'de bir veba salgını baş gösterir.Sedlec manastırının mezarlığı artık cenaze kabul edemez oldu ve pandemide 30000'den fazla insan öldü.Bugün Sedlec adlı kasabadaki manastır Avrupa'nın en büyük toplu mezarlarından biridir ve ürkütücü bir müze haline gelmiştir.İnsan kemiğinden yapılmış devasa bir kadeh ya da bir avize ya da bir sütun görebilirsiniz.

Şeytan'ın İncil'inin hikayesi 1565'te Avusturya'da devam ediyor.Veliaht prens 2. Rudolph Nostradamus'a yıldız falına baktırır.Nostradamus 2. Rudolph'un babasının yerine geçeceğini ve ileride ise Roma İmparatoru olacağına kehanet eder.Bugün bildiğimiz kadarıyla bu kehanet  2.Rudolph'un okültlere olan inancının başlangıç noktasıydı.Yıllar sonra bu ilgi bir saplantıya dönüştü ve okültlerle ilgili ne kadar kitap varsa toplamaya başladı.Ancak koleksiyonda bir kitap eksikti o da Codex Gigas'tı.Codex'e kesinlikle sahip olmak istiyordu ve Benedictine manastırıyla iyi ilişkiler kurdu.Bu iyi ilişkiler işe yaradı ve Benedictine manastırı baş rahibi Şeytan'ın İncil'ini 2.Rudolp'a hediye etti.Daha sonra Kral kendini İncil'i incelemeye adadı,bu inceleme saplantıya dönüştü ve sonuçta halktan tamamen koptu.Yönetme kabiliyeti sona erdiğine karar veren ailesi onu tahttan uzaklaştırdı.Öldüğünde ise hiç varis bırakmadığından taht düşmalarının eline geçti.İsveç askerleri otuz yıl savaşları sonunda kalesini yağmalarken İncil'ede sahip oldular.Kitap İsveç ordusu tarafından güvenli bir şekilde Stockholm'e getirildi.Bu noktada askerlerden hiç biri kitap hakkında hiç bir bilgiye sahip değildi.Askerler arasında kitabın Şeytan'nın kitabı olduğu söylentisi yayıldı.İsveçli subaylar bu olağanüstü savaş ganimeti sayesinde Kraliçe tarafından ödüllendirileceklerini düşündüler.Kitap kraliyet sarayı özel kütüphanesinin en özel yerinde yerini aldı.Ancak yaklaşık 10 yıl sonra hikaye farklı yönde ilerlemeye başladı.

İsveç Kraliçe'si Christina katolik inancı seçti ve kendi isteğiyle Roma'ya gitti.Çok sayıda İncil'le beraber önemli eşyalarını yanına alsa da Codex Gigas'ı kraliyet kütüphanesinde bıraktı.7 Mayıs 1697 Cuma günü henüz ölen İsveç Kralı 11. Gustav'ın odasından başlayarak bütün kaleyi saran,nedeni belli olmayan bir yangın başlar.Kalede bulunanlar panik halinde alınması gereken önemli eşyalarla birlikte Kral'ın naaşını ve Şeytan'ın İncili kurtarırlar.Bir uşak 75 kiloluk kitabı kalenin camından aşağı fırlatır ve Şeytan'ın İncil'i çok az hasarla kurtarılır.

Bugün Codex Gigas İncil'i Stockholm kraliyet milli kütüphanesinde onu ısıdan,ışıktan ve nemden bir koruyucu kılıf içinde saklanmaktadır.İncil'in tüm sayfaları dijitalleştirilerek internette halka açıldı.Bugün herkes bu gizemli kitabı kendi inceleyebilmektedir.