Codeks Gigas olarak da bilinen Şeytan'ın İncil'i,Orta Çağ'dan kalmadır ve dünyanın en büyük el yazısıyla yazılmış kitabıdır. Şeytanın İncil'inin efsanevi bir tarihi ve hikayesi vardır,varlığından beri zengin ve güçlü olanlara neredeyse doğaüstü bir hayranlık uyandırmıştır.Şeytan İncil'i,Orta Çağ'ın sonlarından kalma kesinlikle benzersiz bir el yazmasıdır.Kitap ve hikayesi o kadar tuhafdır ki Codex Gigas uzun süredir Dünya'nın sekizinci harikası olarak anılmıştır.Uzmanlar 92 cm yüksekliğinde 50 cm genişliğinde,22 cm kalınlığında ve neredeyse 75 kg ağırlığındaki kitabın 13.yy başlarında yazıldığını tahmin ediyor.Gizemli kitabın efsanevi ve canlı bir tarihi var ve bugüne kadar bilim için birçok soruyu gündeme getiriyor.

Şeytan'ın İncil'i diğer şeylerden yanı sıra,160'tan fazla dana derisi üzerine yazılmış İncil'in tamamını (yani o zamanlar eski ve yeni ahit) çeşitli tarihsel veriler,tıbbi incelemeler ve şeytan çıkarma büyüleri içerir.Cambridge kütüphanecisi Dr. Cristopher de Hane Codex Gigas'ın bu formda başka hiçbir yerde bulunmayan bir metinler koleksiyonu olduğunu ve kitabın özellikle tuhaf, büyüleyici ve açıklanamaz bir nesne olarak değerlendiriyor.Kitabın başka bir özelliği ise Parşömen içindeki gizemli bir gölgeyle çevrili bir sayfada şeytanın tam vücut temsilini gösteriyor olmasıdır.

Orta Çağ'da insanlar şeytandan çok korkuyorlardı ve neredeyse tüm görüntülerde Şeytan'ın sadece kafası resmediliyordu.Bu zamana ait Şeytan'ın tam vücut tasviri çok azdır ve bu bir kaç kişi tarafından kasıtlı olarak küçük resmedilmiştir.Neredeyse bir metre uzunluğundaki bir kötülük figürü,zamanın düşüncesiyle çelişiyordu,ancak Şeytan'ın İncil'inde bu çok normaldi.Varlığından bu yana,Şeytan'ın İncili'nin kudreti,insanlarda özel bir hayranlık ve bu güçlü ve tuhaf kitaba sahip olma duygusu uyandırdı.Codex Gigas İncil'i her zaman dönemin Kral'ları ve Kraliçe'leri için güçlü bir savaş ganimeti olarak görülüyordu,ve en sonunda İsveç Kralı 2. Gustav'ın kızı Christina'nın eline geçti.Ancak kitap bugün hala insanları büyülüyor:2007'de bir süre Çek Cumhuriyeti'ndeki memleketinde sergilendiğinde,dünyanın her yerinden on binlerce insanın Şeytan'nın İncil'ini kendi gözleriyle görmek için seyahat etmesine sebep oldu.Dünya'nın önde gelen medya şirketleri Codex Gigas sergisi hakkında haberler yaptı.O sırada Red Dull Press'in paleografı Michael Gullik "Bu kitabı kendi gözleriyle gören herhangi birinin bu kitabın sahip olduğu gücü göreceğinden şüphem yok" açıklamasını yaptı.Çok az kitap,bu kitap kadar halkın ilgisini çekmiştir.

 Codex Gigas Efsanesi

Şeytan'ın İncil'i efsanesi 1230'da Bohemya'daki Podlazice'de Benedictine manastırında şimdiki Çek Cumhuriyeti'nde başlıyor.Manastırın kutsal kurallarından birini çiğneyen Benedictine keşişi çıplak bir şekilde hücrede oturur ve manastırın büyüklerinin kaderine karar vermesini bekler.Benedictine rahipleri,siyah rahipler olarak bilinirler.Siyah cübbe yas tutmayı ve ölümü hatırlamayı simgeler.Kendi seçtikleri yoksulluk,iffet ve tüm fiziksel zevklerden feragat eden bir yaşam sürerler.Paçavra giyerler,uyumazlar ve kendilerini cezalandırırlar.Manastırın katı kurallarını çiğnemek hücre hapsi,açlık,aforoz etme ve hatta ölüm gibi acımasız cezaları getirir.Benedictine keşişinin katı kural cezası;açlıktan ölmeye terkedilmektir.Merhamet dileyen keşiş eğer affedilmesi halinde zamanın en büyük kitabını yazacağını vaat eder.Bu bir İncil olacaktır ve insanlık için önemli bilgiler içerecektir.Ve hatta bu kitabı sadece bir gecede bitireceğini söyler.Yaşlılar öneriyi kabul eder,ancak bir gecede yazmayı başaramazsa ertesi sabah ölümün onu beklediğini açıkça belirtirler.Keşiş yazmaya başlar.Parmakları uyuşana kadar kelime kelime,satır satır,sayfa sayfa.Ama daha sonra böyle bir eserin yazmasının imkansız olduğunu anlar ve ölümü beklemeye başlar.Bu çaresizlik içinde Şeytan'dan yardım diler,ardından ise bir anlaşma yapar.Ruhunu Şeytan'a satmak karşılığında Şeytan keşişe yardım eder.Tanrı'nın kitabı İncil artık Şeytan'ın İncil'i Codex Gigas olmuştur.

Codex Gigas Hikayesi

Codex Gigas İncil'in yazılmasından bir kaç on yıl geçmiştir.Ünü hızla yayılmaya başlayan İncil'in sahibi Benedictine manastırı mali yıkımın eşiğindedir.Acilen mali durumu düzeltmek adına Codex Gigas'ın başka bir manastıra satılmasına karar verilir.Böyle bir çalışma bir statü simgesiydi ve her manastır için büyük bir onur ve prestij kaynağıydı.Böylece ironik bir şekilde İncil siyah rahipler olarak bilinen Benedictine manastırından,beyaz rahipler olarak bilinen bir mezhebe geçti.Şeytan'ın İncil'inin yeni sahipleri Codex'i Prag yakınlarındaki Sedlec kasabasındaki bir manastıra getirdi.Kitabı onore etmek amaçlı İsa'nın çarmıha gerildiği yer olan Golotha'dan getirilen toprağın yanı başına konulur. 

Ancak Codex Gigas'ın tekrar seyahat etmeye başlaması uzun sürmez.Güçlü bir piskopos Şeytan'ın İncil'ini eski yerine götürülmesini emreder.İncil'in ayrılmasından kısa bir süre sonra Sedlec'de bir veba salgını baş gösterir.Sedlec manastırının mezarlığı artık cenaze kabul edemez oldu ve pandemide 30000'den fazla insan öldü.Bugün Sedlec adlı kasabadaki manastır Avrupa'nın en büyük toplu mezarlarından biridir ve ürkütücü bir müze haline gelmiştir.İnsan kemiğinden yapılmış devasa bir kadeh ya da bir avize ya da bir sütun görebilirsiniz.

Şeytan'ın İncil'inin hikayesi 1565'te Avusturya'da devam ediyor.Veliaht prens 2. Rudolph Nostradamus'a yıldız falına baktırır.Nostradamus 2. Rudolph'un babasının yerine geçeceğini ve ileride ise Roma İmparatoru olacağına kehanet eder.Bugün bildiğimiz kadarıyla bu kehanet  2.Rudolph'un okültlere olan inancının başlangıç noktasıydı.Yıllar sonra bu ilgi bir saplantıya dönüştü ve okültlerle ilgili ne kadar kitap varsa toplamaya başladı.Ancak koleksiyonda bir kitap eksikti o da Codex Gigas'tı.Codex'e kesinlikle sahip olmak istiyordu ve Benedictine manastırıyla iyi ilişkiler kurdu.Bu iyi ilişkiler işe yaradı ve Benedictine manastırı baş rahibi Şeytan'ın İncil'ini 2.Rudolp'a hediye etti.Daha sonra Kral kendini İncil'i incelemeye adadı,bu inceleme saplantıya dönüştü ve sonuçta halktan tamamen koptu.Yönetme kabiliyeti sona erdiğine karar veren ailesi onu tahttan uzaklaştırdı.Öldüğünde ise hiç varis bırakmadığından taht düşmalarının eline geçti.İsveç askerleri otuz yıl savaşları sonunda kalesini yağmalarken İncil'ede sahip oldular.Kitap İsveç ordusu tarafından güvenli bir şekilde Stockholm'e getirildi.Bu noktada askerlerden hiç biri kitap hakkında hiç bir bilgiye sahip değildi.Askerler arasında kitabın Şeytan'nın kitabı olduğu söylentisi yayıldı.İsveçli subaylar bu olağanüstü savaş ganimeti sayesinde Kraliçe tarafından ödüllendirileceklerini düşündüler.Kitap kraliyet sarayı özel kütüphanesinin en özel yerinde yerini aldı.Ancak yaklaşık 10 yıl sonra hikaye farklı yönde ilerlemeye başladı.

İsveç Kraliçe'si Christina katolik inancı seçti ve kendi isteğiyle Roma'ya gitti.Çok sayıda İncil'le beraber önemli eşyalarını yanına alsa da Codex Gigas'ı kraliyet kütüphanesinde bıraktı.7 Mayıs 1697 Cuma günü henüz ölen İsveç Kralı 11. Gustav'ın odasından başlayarak bütün kaleyi saran,nedeni belli olmayan bir yangın başlar.Kalede bulunanlar panik halinde alınması gereken önemli eşyalarla birlikte Kral'ın naaşını ve Şeytan'ın İncili kurtarırlar.Bir uşak 75 kiloluk kitabı kalenin camından aşağı fırlatır ve Şeytan'ın İncil'i çok az hasarla kurtarılır.

Bugün Codex Gigas İncil'i Stockholm kraliyet milli kütüphanesinde onu ısıdan,ışıktan ve nemden bir koruyucu kılıf içinde saklanmaktadır.İncil'in tüm sayfaları dijitalleştirilerek internette halka açıldı.Bugün herkes bu gizemli kitabı kendi inceleyebilmektedir.

Paylaşırmısın:

barış tutunan

Post A Comment:

0 comments so far,add yours